TÜRKİYE ÇOCUK HAKLARI RAPORU (KHK’LI ÇOCUKLAR – KHK’LILARIN ÇOCUKLARI)

TÜRKİYE ÇOCUK HAKLARI RAPORU (KHK’LI ÇOCUKLAR – KHK’LILARIN ÇOCUKLARI)

Raporu Hazırlayan:

Mustafa Doğan 
(CBJ Üyesi, Hukukçu, KHK’lı Cumhuriyet Savcısı

 

RAPORUN PDF FORMATI: KHK’lı Çocuklar Raporu

RAPORUN İNGİLİZCE VERSİYONU İÇİN TIKLAYINIZ: https://www.crossborderjurists.org/turkey-child-rights-report-the-khk-children-the-little-victims-of-turkeys-state-of-emergency-laws/

 

GİRİŞ

 

  1. Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde şaibeli bir darbe girişimi yaşandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 250 kişinin hayatına mal olan bu olayı “Tanrı’nın lütfu” olarak tanımladı. Erdoğan, bu krizi fırsata çevirdi. 17 Temmuz 2016 itibariyle ülkede darbe girişiminin tamamen bastırıldığı, ülkede güvenliğin tam anlamıyla sağlandığına dair kamuoyuna açıklamalar yapıldı. Ülkede huzur ve sükun sağlanmış olmasına ve Anayasa’da sayılan şartların hiçbiri bulunmamasına rağmen Erdoğan, 20 Temmuz 2016’da Olağanüstü Hal (OHAL) ilan etti. OHAL kapsamında kendine kanun hükmünde kararname çıkarma (KHK) yetkisi verdi. Bugün geriye doğru bakıldığında, OHAL sürecinde ve devamında yaşananlar,  aslında asıl darbenin OHAL ilanı ile yapıldığını ortaya koymaktadır.
  2. Erdoğan, OHAL KHK’ları ile memur atamalarından, ihale kanununa kadar yüzlerce yasada değişiklikler yaptı. Ülkedeki bütün taşları yerinden oynattı. Devleti kendisi için ve kendine göre yeniden kurguladı.
  3. OHAL KHK’ları ile temel insan hakları yok edildi. Yaşam hakkı, işkence yasağı, adil yargılanma hakkı, seyahat hürriyeti, mülkiyet hakkı gibi Anayasa’da koruma altına alınmış tüm haklar ihlal edildi. Bu ihlaller kağıt üzerinde kalmadı. İnsanlar işkence altında gözaltında ve cezaevlerinde öldürüldü. Yüzden fazla insan kaçırma ve kaybedilme yaşadı. 133.792 kişi kamudaki görevlerinden atıldı. Özel sektörde binlerce şirkete ve Sivil Toplum Kuruluşuna (STK) el konuldu. Buralarda çalışan on binlerce insan işsiz kaldı. Bir milyondan fazla insan OHAL KHK’ları ile yaratılan suçlarla üstelik geriye dönük olarak suçlandı, soruşturma ve yargılamalara muhatap oldular. İki yüz binden fazla insan gözaltına alındı. Yüz binden fazlası tutuklandı. Bu çalışmanın konusu olmayan daha pek çok alanda çok ağır hak ihlalleri yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde ilk kez BM organları tarafından verilen kararlarda “insanlığa karşı suç” suçlaması ile muhatap oldu[1].
  4. OHAL 2018 yılı Temmuz ayına kadar tam 2 yıl sürdü. Ancak OHAL KHK’ları ile yürürlüğe giren pek çok yasa halen varlığını sürdürmektedir. Fiili ve hukuki şekilde OHAL devam etmektedir.
  5. Böylece devlet eliyle yeni bir “dezavantajlı” grup yaratıldı. Bu grubun adı “KHK’lılar”dır. Yani OHAL KHK’larının mağdurları. Bu şekilde adlandırılmalarının sebebi insanların mağduriyetlerinin merkezinde OHAL KHK’larının olmasıdır.
  6. Her kriz döneminin olduğu gibi Türkiye’deki OHAL döneminin de en büyük mağdurları şüphesiz çocuklar oldu. Yaşam hakları ellerinden alındı. Anne babalarından koparıldılar. Sosyal yardımlardan mahrum bırakıldılar. Okullarda ayrımcılığa muhatap oldular. Arkadaşları tarafından zorbalığa maruz bırakıldılar. Bir çoğu okulunu bırakmak zorunda kaldı. Bazıları anne veya babalarının intiharına şahit oldu. Bazıları onlarla birlikte hayata gözlerini yumdular.
  7. Bu raporda iki çocuk grubu yer almaktadır. Birisi “KHK’lıların Çocukları” diğeri “KHK’lı Çocuklar”dır. OHAL KHK’ları ile Askeri Liseler ve Hizmet Hareketi ile irtibatlı yüzlerce okul ve üniversite kapatılmıştır. Buralarda okuyan öğrencilerin tamamı KHK’lı olmuştur. Gittikleri okullarda öğretmen ve öğrencilerin ayrımcı muamelelerine maruz kaldılar. Harb okullarında okuyan öğrencilere verilen diplomalara KHK’lı olduklarını vurgulayan cümleler yazıldı. Bu yüzden bu çocuklar KHK’ların hedefinde yer alıp doğrudan mağduriyetler yaşamışlardır.
  8. Bu Rapor, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi esas alınarak hazırlanmıştır. Sözleşme’de yer alan temel haklar ekseninde hak ihlallerine yönelik tespitler yapılmıştır. Hak ihlalleri yaşanmış örneklerle somutlaştırılmıştır. Kişi, yer ve zaman bilgilerini içeren açık kaynaklara müracaat edilmiştir.
  9. Raporun hazırlanmasında BM Çocuk Hakları Komitesi’nin 15 Şubat 2021 tarihli raporu[2] ile UNİCEF’in Türkiye ile ilgili hazırladığı 2018[3] ve 2019[4] Yıllık Raporları da incelenmiştir.
  10. Raporun konusu olan çocukların yaşadıkları, onlara yaşatılanlar insanlık tarihinin en vahim olayları arasında yerini almıştır. Çalışmamız, KHK’lı Çocuklar ve KHK’lıların Çocukları’na özgülenmiş hukuki değerlendirmeler içen, ilk metindir.

 

GİRİŞ

I-     KAVRAMLAR

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi

Çocuk

KHK

KHK’lı

KHK’lıların Çocukları

KHK’lı Çocuklar

II-       HAK İHLALLERİ

Ayrımcılık Yasağı (BMÇHS md. 2)

Çocuğun Yüksek Yararı (BMÇHS md. 3)

Çocuk Haklarının Uygulanmasında Devletin Yükümlülükleri (BMÇHS md. 5)

Yaşam ve Gelişme Hakkı (BMÇHS md.6)

Çocuğun Görüşünün Alınması İlkesi (BMÇHS md.12)

İfade Özgürlüğü (BMÇHS md.13)

Düşünce, Vicdan ve Din Özgürlüğü (BMÇHS md.14)

Dernek Kurma, Örgütlenme Özgürlüğü (BMÇHS md.15)

Özel Hayatın Gizliliğinin Korunması Hakkı (BMÇHS md.16)

Çocuğun Yetiştirilmesinde Ana – Babanın ve Devletin Sorumlulukları (BMÇHS md.18)

Suiistimal ve İhmalden Korunma Hakkı (BMÇHS md.19)

Aile Ortamından Yoksun Çocuğun Korunma Hakkı (BMÇHS md.20)

Evlat Edinilen Çocukların Hakları (BMÇHS md.21)

Özürlü/Engelli Çocukların Hakları (BMÇHS md.23)

Sağlık ve Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Hakkı (BMÇHS md.24)

Sosyal Güvenlik Hakkı (BMÇHS md.26)

Eğitim Hakkı (BMÇHS md.28)

İşkence ve Özgürlükten Yoksun Bırakmaya Karşı Korunma Hakkı (BMÇHS md.37)

Adil Yargılanma Hakkı ve Çocuğa Özgü Adalet Sisteminin İlkeleri (BMÇHS md.40)

SONUÇ

I- KAVRAMLAR

1.   Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi

  1. Bu sözleşme 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilmiştir. Türkiye, sözleşmeyi 14 Eylül 1990’da imzalamıştır. 4 Mayıs 1995’de yürürlüğe girmiştir.
  2. İşbu rapor Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde koruma altına alınan haklar esas alınarak hazırlanmıştır. Raporumuzda sözleşmeyi tanımlamak amacıyla daha kısa olacak şekilde “Çocuk Hakları Sözleşmesi” ifadesi kullanılacaktır.

2.   Çocuk

  1. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 1. maddesine göre 18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır. Bu yüzden çalışmamızda da 18 yaşına kadar olan çocukların mağduriyetleri esas alınmıştır.

3.   KHK

  1. Raporda sıkça ifade edilen KHK kısaltması, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerini ifade etmektedir.
  2. 15 Temmuz 2016’da yaşanan şaibeli darbe girişiminin ardından, daha iki gün geçmeden ülkede hayat tamamen normale dönmesine rağmen 21 Temmuz 2016 tarihinde olağanüstü hal ilan edilmiştir. Anayasa’da çizilen sınırlara göre olağanüstü hal ilanının şartları oluşmamasına rağmen bu yapılmıştır. Bir aylığına ilan edildiği duyurulan OHAL tam 2 yıl sürmüştür. 37 OHAL KHK’sı çıkarılmıştır. İhale Kanunundan, Köy Kanunu’na kadar yüzlerce kanunda değişiklik yapılmıştır. OHAL KHK’ları ile temel hak ve özgürlükler yok edilmiştir.
  3. 18 Temmuz 2018’de sona ermesine rağmen OHAL KHK’ları ile getirilen değişiklikler varlıklarını hala sürdürmektedir.

4.   KHK’lı

  1. KHK’lı ifadesi dar ve geniş anlamda iki gruba işaret etmektedir. Dar anlamda OHAL KHK’larında yayınlanan listelerde adı bizzat yer alan ve bu şekilde kamu görevinden atılan, mesleklerini bir daha yapmaları yasaklanan insanları ifade etmektedir. Bu kapsamdaki KHK’lılar 133.792 kişidir .
  2. Geniş anlamda KHK’lılar ise, OHAL KHK’ları ile getirilen kriterler esas alınarak oluşturulan bir kitleye karşılık gelmektedir. Bu kriterler idari kararlarda, resmi belgelerde, savcılık ve mahkeme kararlarında aşağıdaki şekilde kullanılmıştır:
    • Çalıştığı iş yerinin OHAL KHK’sı ile kapatılmış olması,
    • OHAL KHK’sı ile kapatılan Bank Asya’da hesabının olması,
    • Çocuklarının OHAL KHK’ları ile kapatılan okullarda eğitim görmüş olması,
    • Kendilerinin yıllar önce OHAL KHK’ları ile kapatılan kurslarda, dershanelerde, yurtlarda, okullarda ve üniversitelerde eğitim görmüş olması,
    • OHAL KHK’sı ile kapatılan yayınevlerinin kitaplarını okuması, evlerinde bulundurması,
    • OHAL KHK’sı ile kapatılan gazete ve dergileri okuması, onlara abone olması,
    • OHAL KHK’sı ile kapatılan derneklere üye olması, bu dernek faaliyetlerine katılmış olması , geçmişte onlara mali yardım yapması,
    • OHAL KHK’sı ile kapatılan sendikalara üye olması,
    • OHAL KHK’sı ile işinden atılan birinin eşi, çocuğu, anne veya babası olması,

Bu kriterlerin sayısını artırmak mümkündür.

  1. Sayılan kriterler gerekçe gösterilerek insanlar gözaltına alınmış, gözaltında işkence görmüş, tutuklanmış ve hatta uzun süreli hapis cezaları gerektirecek şekilde mahkûm edilmiştir. Burada dikkat çeken husus “OHAL KHK’sı” ifadesi suçlamaların özünü oluşturmaktadır. Yani suçlamalardan bu ifade çıkarıldığında ortada ne suç ne de dayanak kalmaktadır. Çünkü aynı insanlar OHAL KHK’larından önce aynı ülkede, aynı şekilde yaşamaktaydı. Gündelik yaşamlarındaki sıradan aktiviteleri suç olarak kabul edilmiyordu. Bu yüzden “KHK’lılar” çok büyük bir kitleyi ifade etmektedir.
  2. Geniş anlamda KHK’lılar büyük ölçüde Hizmet Hareketi[5] gönüllüleri, Halkların Demokrasi Partisi’nin üyeleri veya destekçilerinden oluşmaktadır. Hizmet Hareketi gönüllüleri, siyasi iradenin “FETÖ” olarak tanımladığı örgüt ile, Halkların Demokrasi Partisi üyesi ve destekçileri ise PKK ile irtibatlı veya iltisaklı olmakla suçlanmıştır. Bu suçlamalarda kullanılan kriterler ise OHAL KHK’ları ile üretilmiş, bir kısmına yukarıda yer verilmiş olan, fabrikasyon ve varsayıma dayalı argümanlardır. İnsanlar, sonradan üretilen bu kriterlerle terör örgütü üyeliği, yöneticiliği veya örgüte yardım gibi suçlamalara muhatap olmuşlardır.
  3. Geniş anlamda KHK’lılara muhalifler de dahildir. Örneğin “Barış İçin Akademisyenler Bildirisi”ni imzalayan akademisyenler. OHAL KHK’ları ile işlerinden atılıp soruşturma, gözaltı ve tutuklamalara muhatap olmuşlardır. Yine OHAL KHK’sı ile kapatılan Özgür Gündem gazetesine destek olanlar tutuklanmışlardır. Bunlar arasında yazar Aslı Erdoğan da yer almaktadır. Bu kapsamda da iktidar tarafından muhalif görülen on binlerce insan OHAL KHK’ları ile getirilen ve geriye dönük etki doğuran suçlamalarla mağdur edilmişlerdir.
  4. Geniş anlamda KHK’lılara dair önemli tespitler Avrupa Komisyonu Türkiye Raporlarında (bilinen adıyla Avrupa Birliği İlerleme Raporları) da yer almıştır. Örneğin 2018 tarihli raporda “Gülen hareketinin üyesi olduğundan şüphelenilen kişileri ve darbecileri kapsayan yargılama süreçleri, uluslararası standartlara riayet konusunda ciddi soruları da beraberinde getirmiştir. Şüpheli yakınlarının, kamu kurum ve kuruluşlarından ihraç edilmeleri ve pasaportlarına el konulması veya bunların iptal edilmesi gibi doğrudan veya dolaylı olarak bir dizi tedbire hedef olmaları özellikle endişe vericidir. Gülen hareketi ile bağlantı iddialarının tespiti; aralarında çocuklarının örgüt ile bağlantılı okullarda eğitim görmesi, örgüt ile bağlantılı bir banka hesabına para yatırılmış olması veya ByLock mobil mesajlaşma uygulamasının kullanılması da dâhil olmak üzere bir dizi gayri resmi kritere dayandırılmıştır.” denilmiştir[6].
  5. Geniş anlamda KHK’lıların sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte 1 milyonu geçmiş durumdadır. OHAL KHK’ları ile 3.942 kurum kapatılmıştır[7]. 985 şirket Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilerek, devlet kontrolüne geçirilmiştir[8]. Bunlar arasında anonim şirket, holding, okul, üniversite, dershane, gazete, televizyon, radyo, dernek, vakıf, sendika gibi yüzbinlerce çalışanı ve üyesi bulunan kurumlar vardır. Devlet baskısından korkuları nedeniyle yukarıda sayılan kriterler esas alınarak patronları tarafından işten çıkarılan binlerce insan da bu gruba dahildir.
  6. Geniş anlamda KHK’lıların sayılarını en net gösteren veri ise KHK’lıların maruz kaldıkları adli soruşturma ve kovuşturmalara dair sayılardır. Milletvekili Mustafa Yeneroğlu tarafından hazırlanan rapora göre, 15 Temmuz 2016’dan sonra OHAL KHK’ları gerekçe gösterilerek üretilen kriterler esas alınarak silahlı terör örgütü suçlamasıyla muhatap olan insan sayısı 2018 itibariyle 1.056.000’dir[9]. Buna göre Türkiye’de sadece 2 yılda bir milyondan fazla insan terör suçlamasıyla muhatap olmuştur.
  7. KHK’lıların terör suçlaması ile muhatap olması karşısında Türkiye’nin terör gerçeğini de ele almak gerekmektedir. 12.12.2015 tarihi itibariyle Adalet Bakanlığı verilerine göre tüm terör gruplarından (PKK, IŞID, DHKP-C, TKML vd) tutuklu ve hükümlü bulunanların sayısı 7.469’dur[10]. Uluslararası alanda da terör örgütü olarak kabul edilen PKK’nın Türkiye’deki üye sayısı, İçişleri Bakanlığının resmi verilerine göre (tahmini olarak) 2016’da 2.475 – 2.780, 2017’de 1.835-1.995, 2018’de 1.100 – 1.200 civarındadır[11].  Bu resmi veriler aynı dönemde OHAL KHK’ları ile getirilen kriterlere göre terör soruşturmalarına muhatap olan 1.056.000 insanın durumuna da ışık tutmaktadır. Buna göre, bu bir milyondan fazla insan, aslında terörist değil iken, OHAL KHK’ları ile getirilen suç kriterlerine göre suçlu ilan edilmiş ve keyfi olarak sivil ve sosyal ölüme terk edilmişlerdir. Bu yüzden bu 1.056.000 insan geniş anlamda KHK’lı olarak kabul edilmelidir.
  8. KHK’lılara yönelik işten çıkarma, gözaltı ve tutuklama işlemleri ile ilgili olarak AİHM[12], Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi[13], Birleşmiş Milletler İşkenceyi Önleme Komitesi[14] ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklama Çalışma Grubuna[15] bireysel başvurular yapılmıştır. Yapılan başvuruların tamamından ihlal kararı çıkmıştır. Bugüne kadar Türk Devletinin KHK’lılarla ilgili uygulamalarını onayan bir tek karar çıkmamıştır.

5.   KHK’lıların Çocukları

  1. Bunlar Rapor’un konusunu oluşturan iki çocuk grubunun birincisidir. Bu grupta anne veya babası KHK’lı olan çocuklar yer almaktadır.
  2. KHK’lıların çocuklarının sayısı resmi herhangi bir veride net olarak ortaya konulmamıştır. Mağdurlar İçin Adalet Platformu tarafından hazırlanan 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maaliyetleri Raporu[16] ile Yaşam Hakkı Derneği tarafından hazırlanan Kanun Hükmünde İhlaller: KHK Mağdurlarına Yönelik Çalışma Hakkı İhlalleri ve Ayrımcılık Araştırması Raporunda farklı çalışma grupları üzerinde incelemeler yapılmıştır. Her iki rapora göre KHK’lıların ortalama çocuk sayısının iki olduğu tespiti yapılmıştır[17].
  3. KHK’lıların çocuklarının sayısını tespit etmek için dar ve geniş anlamdaki KHK’lıları birlikte ele almak gereklidir. Bu sayıyı bütün olarak veren veri soruşturma sayılarıdır. KHK’lar gerekçe gösterilerek soruşturmalara, gözaltı ve tutuklamalara muhatap olan kişi sayısının (2018 itibariyle) 1.056.000 olduğu tespit edilmiştir. Buna göre KHK’lıların çocuklarının yaklaşık 2.000.000’luk çok büyük bir kitleyi oluşturduğu rahatlıkla ifade edilebilecektir. Bu sayı dünya üzerindeki 50 ülkenin nüfusundan yüksektir[18].
  4. Bu çocuklar, anne ve babalarının durumu gerekçe gösterilerek hem kamusal organlar hem de toplum tarafından çok ağır bir ayrımcılığa ve hak mahrumiyetlerine maruz kalmışlardır. Rapor’un ilerleyen bölümlerinde bu çocukların maruz kaldıkları hak ihlallerine ilişkin ayrıntılı açıklamalar yapılacaktır.
  5. Bu çocuklar bir yönüyle aynı zamanda aşağıda tanımlaması yapılan KHK’lı Çocuklar grubuna da dahildir. Çünkü anne babalarının KHK’lı olduğuna dair resmi kayıtlara işlenen veriler, bu çocukların önlerine engel olarak çıkmakta, resmi kamu görevi üstlenmelerine, devlet yardımlarından yararlanmalarına engel oluşturmaktadır. Aşağıda bu konuda somut verilerle bilgilendirme yapılacaktır.

6.   KHK’lı Çocuklar

  1. KHK’lı çocuklar ise kendileri bizzat KHK’ların hışmına uğrayanlardır. Bunun sebebi bu çocukların okullarının KHK’larla kapatılmasıdır.
  2. OHAL KHK’ları ile ana okulu, ilk, orta ve lise eğitimi veren 1034 özel okul[19], 301 üniversiteye hazırlık dershanesi, 4 askeri lise kapatılmıştır[20].
  3. Okulu kapatılan çocuklar okul değiştirmek zorunda kalmışlardır. Eski okullarının kapatılma gerekçesi nedeniyle çocuklar damgalanmış, istedikleri veya niteliklerine uygun okullara gitmeleri engellenmiş, gittikleri okullarda okul yönetimi, öğretmenler ve diğer öğrenciler tarafından ayrımcılığa ve zorbalıklara maruz kalmışlardır.

II- HAK İHLALLERİ

1. Ayrımcılık Yasağı (BMÇHS md. 2)

  1. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde çocuklara karşı ayrımcılığın her türlüsü yasaklanmıştır.
  2. Madde metni şu şekildedir.

1.Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.

2.Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tabi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar.

  1. Görüldüğü üzere çocuklarla ilgili hiçbir konuda, hiçbir gerekçe ile ayrımcılık yapılması mümkün değildir. Açık net bir yasaklama söz konusudur. Türkiye bu sözleşmeyi imzalamış ve çocuklara hiçbir şekilde ayrımcılık yapmayacağını taahhüt etmiştir. Konu KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları olunca Türkiye bu sözünden dönmüştür.
  2. 2017, 2018 ve 2019 yıllarında OHAL’in Toplumsal Maaliyetleri Raporlarını hazırlayan akademisyenlerden Bayram Erzurumluoğlu bu durumu tanımlamak için “Yürüttükleri cadı avının bir sonucu olarak ‘cadının çocuğu da cadıdır’ politikasını uyguluyorlar”  demiştir[21].
  3. Sözleşmede yer alan yasağa rağmen KHK’ların çocukları pek çok alanda ayrımcılığa maruz kalmıştır. Örnekler aşağıda sıralanmıştır.
    • Eğitim hakkının engellenmesi: OHAL KHK’ları ile kapatılan askeri harp okullarının yerine kurulan Milli Savunma Üniversitesini kazanan bir öğrencinin yakınları KHK’lı olduğu gerekçesiyle okula kaydı yapılmamıştır[22].
    • Sosyal yardımlardan faydalandırmama: Otizmli kız çocuğu olan Rüveyda Tekgöz, babasının KHK’lı olması gerekçesiyle sosyal yardımlardan mahrum bırakılmıştır[23].
    • Dünyada 50 bin kişide bir görülen Kedi Miyavlaması Sendromu (Cri du Chat) ile dünyaya gelen Nurefşan Ketenci, babasının KHK’lı olduğu için eğitim gördüğü rehabilitasyon merkezinden atılmıştır[24].
    • Birçok öğrenciye anne veya babaları KHK’lı olduğu gerekçesiyle devlet bursu verilmemiştir[25].
    • KHK’lıların çocuklarının bazılarına okullarda ayrımcılık yapılmış ve öğretmenler tarafından düşük not verilmiştir. Hatta bir öğretmenin, haksız yere düşük not verdiği ilk okul çağındaki çocuğa “Bu notu sana değil annene veriyorum” dediği raporlara yansımıştır[26].
    • OHAL KHK’ları ile kapatılan askeri lise öğrencilerinin iyi eğitim veren Fen Liselerine ve Sosyal Bilimler Liselerine girmeleri yasaklanmıştır[27].
    • Kapatılan okulların öğrencileri gittikleri yeni okullarda öğretmenler ve öğrenciler tarafından ayrımcılığa ve zorbalığa maruz kalmışlardır[28].
    • Kapatılan okullardan gelen öğrenciler, eski okullarında aldıkları eğitimlerinin yeni okulda tanınmasında engellemelere maruz kalmışlardır[29].
    • Pakistan’dan kaçırılarak zorla Türkiye’ye getirilen Kaçmaz Ailesi’nin kızlarının denklik talebi kabul edilmemiş, eğitimlerine devam etmeleri engellenmiştir[30]. Halbuki yıllardır binlerce Türk vatandaşı veya yabancı ülke vatandaşı olup bu okullardan mezun olan çocukların diplomaları hep tanınmıştır.
    • Hava Harp Okulu kapatılınca öğrencilerin İstanbul Teknik Üniversitesi üzerinden diplomaları verilmiş fakat diplomaların üzerine “Bu diploma 669 sayılı KHK ile düzenlenmiştir” yazılmıştır. Burada geçen KHK ibaresi nedeniyle iş hayatına atılmaları, bu diplomalarını kullanmaları imkansızlaşmıştır[31].
    • OHAL KHK’sı ile kapatılan okulların öğrencilerini bazı şehirlerdeki devlet okulları kabul etmemiştir. Bu yüzden o şehirlerde yaşayan öğrenciler oldukça pahalı olan özel okullara kayıt yaptırmak zorunda kalmıştır[32].
    • Eski Emniyet Müdürü Anadolu Atayün’ün oğlu Harun Atayün babası ve annesinin KHK’larla üretilen kriterler gerekçe gösterilerek tutuklanmaları, cezaevinde tutulmaları nedeniyle devlet okullarına alınmamıştır[33].
    • OHAL KHK’ları ile kapatılan okulların öğrencilerinin yurt dışına çıkmaları engellenmiş, kendilerine pasaport yasağı konulmuştur[34].
    • Bursa Belediyesi, ülkeyi terk ederken denizde boğulan çocukların cenazelerinin nakli için araç tahsis etmemiştir[35]. Buna gerekçe olarak anne ve babalarının KHK’lı olmaları gösterilmiştir. Halbuki isteyen herkese bu araçlar ücretsiz olarak verilmektedir.

2.   Çocuğun Yüksek Yararı (BMÇHS md. 3)

  1. BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesinde çocuğun yüksek yararı ilkesi benimsenmiştir.
  2. Maddede çocuğun yüksek yararı tanımlanmış ve devletin bunu sağlamadaki yükümlülükleri aşağıdaki şekilde sayılmıştır.
  3. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
  4. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.
  5. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların; hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.

 

  1. Çocuğun yüksek yararı, kamu görevlilerinin karar ve işlemleri eğer bir çocuğu ilgilendiriyorsa bu halde çocuğun menfaatine olacak şekilde davranmakla yükümlüdürler.
  2. KHK’lıların çocuklarını ilgilendiren uygulamalarda ise bu ilke hiçe sayılmıştır.
  3. Örnek uygulamalara aşağıda yer verilmiştir.
    • KHK’lıların anne ve babaları keyfi [36] olarak gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Birçok çocuk aynı anda hem annesinden hem de babasından mahrum bırakılmıştır. Bu konu ile ilgili en üst düzey tepki BM İnsan Hakları Yüksek Komiserinden gelmiştir. Yüksek Komiser Zeid Ra’ad Al Hussein, 2018 yılında Mart ayında Türkiye’nin OHAL’deki durumunu izah eden bir rapor yayınladı. Raporun tanıtım konuşmasında “Raporun en endişe verici bulgularından biri” diye tarif ettiği bölümde “Türk makamlarının, hamile olan ya da yeni doğum yapmış 100 kadını, çoğunlukla terör örgütleriyle bağlantılı olduğundan şüphelenilen kocalarıyla “iştirakleri” olduğu gerekçesiyle nasıl gözaltına alınabildiklerine dair raporlardır. Bazıları çocuklarıyla, bazıları çocuklarından şiddetli bir şekilde ayrılarak gözaltına alınmıştır. Bu sadece ölçüsüz değil, tümüyle zalimane ve kesinlikle ülkeyi daha güvenli hale getirmekle ilgili bir durum değil,” demiştir[37].
    • 0-6 yaş arası birçok çocuk anneleri ile cezaevine girmek zorunda kalmışlardır[38]. Bu çocukların sayısı 2019 yılında 780’e ulaşmıştır. Cezaevinde annesi ile birlikte kalan çocukların beslenme, barınma, açık havadan yararlanma, oyun parkına-yüzme havuzuna gitme, oyuncak, toprağa temas, kreş, çocuk doktorundan yararlanma, ev hayvanları ile temas etme gibi birçok temel ve zorunlu ihtiyaçları karşılanmamıştır ve halen de karşılanmamaktadır.
    • Hasta ve yurt dışında tedavisi gereken 8 yaşında Ahmet Burhan Ataç’ın annesi ile yurt dışına çıkmasına müsaade edilmemiştir[39]. Bu gecikmeler hastalığın ilerlemesine ve vefatına neden olmuştur.
    • Çocukların anne veya babaları kendilerinden yüzlerce kilometre uzaktaki cezaevlerinde tutulmuşlardır. Daha yakın bir cezaevine nakil talepleri reddedilmiştir. Çocukların ebeveynleri ile bağları zarar görmüştür[40].
    • Yaşadıkları yerlere çok uzaktaki ebeveynlerini zor şartlarda gitmek zorunda kalan kimi çocuklar yaşadıkları trafik kazaları nedeniyle vefat etmişlerdir[41].
    • Ölümcül hastalığa yakalanan ve hastanede tedavi gören çocukların son anlarında dahi cezaevinde tutuklu olan KHK’lı ebeveynleriyle görüştürülmelerine izin verilmez[42]. Yapılan sosyal medya kampanyaları, kamuoyu baskısı ile bazıları görüşme şansı elde ederler. Selman Çalışkan, Kübra Kazan sadece iki örnektir. Ama otizmli ve kalp hastası olan Ömer Faruk Turan babasını son anlarında göremeden vefat eder[43].
    • Hamza Travaç “Dandy Walker Sendromu” teşhisi olan %98 engelli bir bebektir. Babası KHK’lı olup doğduğunda cezaevindedir. Hamza 27 aylıkken vefat eder. Ne doğumunda ne vefatında babası yanında bulunamaz[44].
    • KHK’lı annelere tutuklanmamak için talimatla hamile kaldıkları gibi akla, hayale sığmayan, hiçbir ahlak kuralı ile izahı mümkün olmayan ithamlarda bulunulmuştur. Bu ithamları siyasiler[45], hakimler, savcılar ve polisler yapmıştır[46].
    • KHK’lı oldukları gerekçesiyle yüzlerce ailenin koruyucu aile statüsü kaldırılmıştır. Bu uygulama hem ebeveynleri hem de yetim çocukları mağdur etmiştir. Yıllarca koruyucu bir ailenin yanında kalıp onları benimseyen çocuklar bir anda tekrar kimsesiz kalmışlardır[47].

 

3.   Çocuk Haklarının Uygulanmasında Devletin Yükümlülükleri (BMÇHS md. 5)

  1. Çocuk haklarının uygulanması, çocukların haklarına erişimlerinin sağlanması, aradaki engellerin kaldırılması devletin asli görevi ve yükümlülüğüdür. Bu konu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 5. Maddesinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

 

Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.

 

  1. İşbu raporda vurgulandığı üzere KHK’lıların çocukları yok sayılmıştır. Çocuk ve insan olmalarından kaynaklanan haklarından mahrum bırakılmışlardır. İş bu raporda BM Çocuk Hakları Sözleşmesinde sayılan tüm haklarının ihlal edildiği ortaya konulmuştur.
  2. Türkiye’de üst düzey kamu görevlileri, hakimler ve savcılardan oluşan bir kurul tarafından bu raporun konusu oluşturan çocukları da kapsayacak şekilde resmi yok etme planları yapılmış, raporlaştırılmıştır.
  3. Bu kapsamda, 2017 yılı Eylül ayında Polis Akademisi’nde “Yeni Nesil Terör: FETÖ’nün Analizi” adlı bir çalıştay yapılmıştır. Çalıştayda FETÖ/PDY yargılamalarında görev alan savcılar ve hatta ağır ceza mahkemesi başkanları da hazır bulunmuştur. Çalıştayın ardından da bir rapor yayımlanmıştır[48]. Raporun 14. sayfasında, “FETÖ ile birkaç nesil sürecek bir savaş içerisinde olduğumuzu, devlet ve millet olarak savaşın bir bölümünü kazandığımızı ve savaşın devam edeceğini asla unutmamamız gerekmektedir“ denilmiştir. Burada yer alan “FETÖ” kelimesi ile kastedilen grup aslında KHK’lılardır. KHK’larla mağdur edilen grup soykırım basamaklarından olan “dehümanizasyon” aşamasında terörist olarak tanımlanıp “FETÖ” kelimesi ile tanımlanarak “cadılaştırılmış, şeytanlaştırılmış”lardır. Burada yer alan ifadelerin işbu raporla yani KHK’lıların çocukları ile ilgili kısmı ise “birkaç nesil sürecek bir savaş” ifadesidir. Bu ifadede yer alan “nesil” KHK’lıların çocuklarına işaret etmektedir. KHK’lıların çocukları işte bu çalıştay sonucunda düzenlenen raporda yer alan “savaş”ın hedefi durumundadırlar. Yaşananlar ve yaşanmakta olanların insan hakları hukuku açısından başkaca bir karşılığı yoktur. Kaldı ki savaşlarda bile çocukların temel hakları dokunulmazdır.
  4. KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocuklarının temel hak ve özgürlüklerinin ellerinden nasıl alındığı bu raporda somut örnekleri ile ortaya konulmuştur. Cumhurbaşkanından, cezaevindeki gardiyana, okuldaki öğretmene kadar devlet mekanizmasının aktörleri, bu çocukların haklarına erişmelerine engel olmuştur. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle kendilerine yüklenen görevin aksini yapmışlardır.

 

4.   Ana – Babanın Sorumluluklarına, Hak ve Ödevlerine Saygı (BMÇHS md. 5)

  1. BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 5. Maddesinde ana babanın çocuğu ile ilişkilerindeki hak ve ödevlerini kullanmalarına saygı gösterme yükümlülüğü düzenlenmiştir. Madde metni şu şekildedir.

Taraf Devletler, bu Sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana-babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler

  1. KHK’lı olarak tanımlanan bu insanlar OHAL öncesi ve sonrası dönemde dehümanize edilmişlerdir. Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, siyasetçiler, bürokratlar hep bir ağızdan KHK’lılara yönelik ağır hakaretler içeren söylemlerde bulunmuşlardır.
  2. Sadece Erdoğan’ın bir kısım konuşmalarından derlenen bir youtube videosunda yer alan hakaretler şu şekildedir[49]: “Haşhaşi, Sapık, Mezarlık soyguncusu, Yalancı, Takiyyeci, İftiracı, Fesatçı, Örgüt, Kendilerinden Geçmiş vaziyetteler, Şia’yı falan geçmiş vaziyetteler, Ahlaksız, Edepsiz, Evlatsız, Montajcı, Kasetçi, İtikadi olarak sapık, kandan beslenen vampirler, Cennet cehennem pazarlamacısı, kaos çetesi, kan lobisi, parallel ihanet çetesi, ihanet şebekesi, Türkiye hasımlarının maşası, ihanet çetesi, ihanet şebekesi, uluslararası örgütlerin maşası, virus, sülük, sahte veli, alim müsvetteleri, ırkçı, Ur, Hain, Terörist, Sahte Peygamber, Münafık.”
  3. Erdoğan’ın bu sözleri parti teşkilatındaki insanlar, milletvekili adayları tarafından yıllarca seçim meydanlarında tekrar edilmiştir.
  4. KHK’lılar, Holokost mağduru Yahudilerin, Ruanda soykırımı mağduru Tutsi’lerin böceklere, zararlı haşerelere, yok edilmesi gereken, nefret edilmesi gereken yaratıklara, düşmanlara benzetilmesi gibi KHK’lılar da benzer benzetmelerle dehümanize edilmişlerdir. Her gün hain, terörist söylemleri ile muhatap olmuşlardır[50]. Bu ortamlarda KHK’lı ebeveynler, çocuklarının karşısında da değersizleştirilmişlerdir. Bırakın anne babanın çocuklara ebeveynlik haklarını kullanmalarını, onlara yol gösterme ve yönlendirmelerini, kendilerinin saygıya layık bir insan olduğunu, hain veya terörist olmadıklarını ispatlama anlatma ihtiyacı hissetmişlerdir.
  5. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’nin de sert bir şekilde tepki gösterdiği gibi, bazı KHK’lı ebeveynler birlikte tutuklanmışlardır. Çocukları ortada kalmıştır. Tamamen keyfi gerekçelerle yapılan tutuklamalar kamu gücü ile KHK’lı ailelerin fiziki ve manevi bütünlüğüne zarar verilmiştir.
  6. KHK’lı çocuklar ana baba sevgisi, sıcak bir yuvadan mahrum bırakılmışlardır. Birçoğu yakınlarının yanına sığınmış ancak doğal olarak oralarda muhtaç oldukları manevi tatmin sağlanamamıştır[51].
  7. Çocuklar anne ve babalarını sorgulamış, onların değerlerini reddetmişlerdir. Okula onlarla beraber gitmekten, okul çıkışında onların kendilerini almalarından utanmışlardır.

5.   Yaşam ve Gelişme Hakkı (BMÇHS md.6)

  1. Yaşam hakkı insan haklarına dair tüm metinlerde olduğu gibi Çocuk Hakları Sözleşmesinde de yerini almıştır. Gelişim hakkı ise kişinin kendini ilim, sanat, felsefe, meslek gibi çok yönlü alanlarda geliştirmesini ifade etmektedir. Sözleşmenin 6. Maddesi bu konularda da devlete açık ve net yükümlülükler yüklemiştir.

 

  1. Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
  2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.
  3. KHK’lıların çocuklarının maruz kaldığı en ağır hak ihlali şüphesiz yaşam hakkıdır. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre bu süreçte raporun hedef kitlesinde yer alan 63 çocuk vefat etmiştir.
  4. Öne çıkan ölüm sebeplerinden biri intihardır. 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporunda bu konu ile bir kısım verilere ulaşılmıştır. Raporda KHK’lı aileler arasında görülen intihar oranlarına dair çarpıcı değerlendirmeler yapılmıştır. Raporda, “Mağdurlar ve aileler arasındaki kaba ölüm ve intihar oranları Türkiye ortalamasının çok üzerindedir ve bu durum tesadüfi olmaktan ziyade, onların maruz bırakıldıkları sosyal soykırım politikalarının sonucu olarak ortaya çıkmış görünmektedir. Çünkü TÜİK verilerine göre Türkiye’nin “kaba intihar hızı” yüz binde 4 civarında iken OHAL mağduru yakınları tarafından intihar ederek öldüğü ifade edilen yakınlarının oranı %1 civarındadır. Bu oran, en toleranslı hesaplamalara göre KHK’lı aileler arasındaki intihar oranlarının, genel nüfustaki intihar oranlarının 30-35 katı daha fazla olması anlamına gelmektedir. Diğer yandan, TÜİK ölüm istatistiklerine göre Türkiye geneli “kaba ölüm hızı” binde 5 civarında iken OHAL Mağduru aileler, kendi aralarındaki oranının %9,3 olduğunu ifade etmişlerdir ki bu oran, en toleranslı hesaplamalara göre KHK’lı aileler arasındaki ölüm oranlarının, Türkiye kaba ölüm oranlarının en az 2 kat daha fazla olması anlamına gelmektedir.” tespitleri yapılmıştır. Bu veriler KHK’lıların sivil ve sosyal ölüme paralel bir şekilde biyolojik ölüme de terk edildiği, sürüklendiği, yönlendirildiği anlamına gelmektedir. KHK’lı çocuklar ile KHK’lıların çocukları da ailelerinden ayrı düşünmek mümkün değildir.
  5. KHK’lılar ve çocukları arasında ciddi oranda intihar vakaları yaşanmaktadır. OHAL’ın Toplumsal Maliyetleri Raporunda yapılan mülakatlarda KHK’lı ailelerin, KHK’lı çocukların, KHK’lıların çocuklarının ciddi bir kısmının intihara meyillerinin arttığı ortaya çıkmıştır. Mülakat yapılan birçok insan ciddi bir şekilde intiharı düşündüklerini[52], geride kalan çocuklarının yaşayacakları mağduriyetleri düşünerek intihardan vazgeçtiklerini[53], 12, 13, 14 yaşlarındaki çocukların intihara kalkıştıklarını beyan etmişlerdir[54].
  6. İntihar nedeniyle hayatını kaybeden KHK’lı, KHK’lıların çocuklarına dair açık kaynaklardaki birkaç vaka aşağıda yer almaktadır.

 

  • KHK’lı babası 4 yıldır tutuklu olan 16 yaşındaki Bahadır Odabaşı intihar ederek vefat etmiştir[55].
  • Lise öğrencisi Büşra Nur Meşeci’nin babası KHK ile mesleğinden atılıp tutuklanır. Yaşanan stresi kaldıramaz ve intihar ederek yaşamını sonlandırır[56].
  • Babası KHK’lı polis olan 16 yaşındaki Muhammet Enes, intihara kalkıştı. Bu raporun yazıldığı tarihte yaşam mücadelesi vermekteydi[57].

 

  1. Ölüm sebeplerinden bir diğeri de tedavi ihtiyacı karşılanmadığı veya geciktirildiği için meydana gelen ölümler
    • Ahmet Burhan Ataç 2018 yılında kemik kanseri hastalığına yakalanır. Anne ve babası KHK’lıdır. Olayların yaşandığı sırada babası tutuklu olup cezaevindedir. Annesi hakkında da soruşturma olup adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştır. Annesinin yurt dışına çıkış yasağı vardır. Hastalığının tedavisi için Almanya’dan bir tedavi imkanı doğar. Annesinin yurt dışına çıkışı yasak olduğu için 2020 yılındaki ilk tedavi sürecine annesiz gider. Orada tedavi sürecinin ağırlığına ve annesizliğe dayanamaz ve geri döner. Sonraki tedavilere annesiz gitmek istemez. Ahmet Burhan Ataç’a yaşatılanlara toplumdan büyük tepki gelir. Başta Arlet Natali Avazyan olmak üzere yurt dışına çıkış izni için bir çok insan büyük mücadele verir. Aylarca sosyal medyada kampanyalar yürütülür. Bu arada zaman geçmekte, tedaviler aksamakta ve hastalık günden güne ilerlemektedir. Anneye yurt dışına çıkış izni verilir ancak çok geç kalınmıştır. Burhan Ataç 2020 yılı Mayıs ayında 8 yaşında vefat eder.
    • Furkan Dizdar 12 yaşındadır. Beyin kanserine yakalanır. Türkiye’de tedavi imkanı olmadığı bildirilir. Küba’da bir tedavi merkezi bulunur. Gerekli iletişim sağlanır ve randevu alınır. Ancak OHAL dönemidir ve KHK’larla ailenin tüm fertlerinin yurt dışına çıkışları da yasaklanır. Furkan’ın da pasaportuna el konulur. Çocuğun bir refakatçi ile gitmesine de izin verilmez. Böylece keyfi olarak yurt dışına çıkışları engellenir[58]. Furkan’ın hastalığı ilerler ve vefat eder. Furkan Dizdar, devlet eliyle yaşam umudu elinden alınarak ölüme terk edilir hatta öldürülür.
  2. Rapora konu çocukların bir başka ölüm sebebi, ziyaret yolunda meydana gelen ölümlerdir. Bu çocukların KHK’lı ebeveynleri kendilerinden yüzlerce kilometre uzaktaki cezaevlerinde tutukludur. Her hafta açık görüşler ve ayda bir kez yapılan kapalı görüşler için yolculuk yapmak zorunda kalırlar. Maalesef birçok çocuk bu yolculuklar sırasında yaşanan trafik kazaları nedeniyle hayata gözlerini yumarlar. Bu çocukların isimleri aşağıda yer almaktadır.
    • Betül Seda Özcan (10), 27 Haziran 2017’de annesiyle birlikte Kocaeli’nden Elazığ’a 45 dakikalık görüş için yola çıktı. 6 aydır babasını görmeyen Seda, Elazığ Cezaevi’ne varınca ‘Babama gidiyorum’ diye yola atladı ve bir otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti[59].
    • Ahmet Cenik[60] (5), 19 Mayıs 2017’de annesi, amcası, dedesi, babaannesi ve kuzenleriyle birlikte Kahramanmaraş’ta tutuklu bulunan babası idari hâkim Fatih Canik’i ziyarete gidiyorlardı. Afyon’dan yola çıkmışlardı. Her hafta görüş için yüzlerce km kat ediyorlardı. Sabah 06:30 sularında Göksün-Kahramanmaraş yolu üzerinde kaza geçirdiler. Ahmet Cenik kaza sırasında hayata gözlerini yumdu.
    • Betül Civelek (3), Naime Civelek (8)[61] Düzce’den Ankara’ya tutuklu babalarını ziyarete gidip döndükleri sırada yolda yaşanan trafik kazasında hayatlarını kaybetmişlerdir.
    • Muhammed Aydın[62](8), Mardin cezaevindeki babasını ziyaret etmek için ailesi ile birlikte Giresun’dan yola çıkan Muhammed dönüş yolunda trafik kazası geçirir. Kazada küçük Muhammed Aydın ve aynı aileden üç kişi vefat eder.
  3. KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocuklarının bir kısmı da kaçış yollarında hayata veda etmişlerdir.
  4. KHK’lılara Türkiye’de yaşam hakkı tanınmaması, işkence tehdidi, tutuklanma tehdidi gibi nedenlerle insanlar ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardır. Bu kaçışların büyük çoğunluğunda tüm aile fertleri birlikte ülkeden birlikte çıkmışlardır. Çünkü OHAL KHK’ları ile tüm aile fertlerinin pasapotları iptal edilmiştir ve bir daha tekrar alınabileceğine dair de kimsenin umudu bulunmamaktadır. Bu yüzden o tehlikeli yolculukta çocuklarını kimse geride bırakmak istemez. Türkiye’den Yunanistan’a geçiş yolunda ya Meriç nehri ya da Ege denizinden geçilmelidir. Her iki yol da ciddi yaşamsal tehlikeler barındırmaktadır. Maalesef kimi zaman riskler gerçekleşmiş ve geçiş yollarında ölümler yaşanmıştır. Açık kaynaklara yansıyan bilgilere göre bu şekilde 17 çocuk hayatını kaybetmiştir.

Bu çocukların isimleri aşağıda yer almaktadır.

  • Mahir Işık (4 aylık), İbrahim Işık (3)[63], Mustafa Kara (6), Gülsüm Kara (8)[64], Mustafa Said Zenbil (12)[65] , 27 Eylül 2019 tarihinde Yunanistan’ın Sakız adası açıklarında batan bir mülteci teknesinde vefat etmişlerdir.
  • Nadire Maden (13), Nur Maden (10), Feridun Maden (7)[66] Kasım 2017’de Meriç Nehrinden geçerek Yunanistan’a geçmeye çalışan ailenin tüm fertleri ile boğularak vefat etmişlerdir.
  • Halil Münir Abdürrezzak (3), Abdulkadir Enes Abdürrezzak(11)[67], 13 Şubat 2018’de Meriç’ten Yunanistan’a geçmeye çalışırken anne ve babaları ile boğularak vefat etmişlerdir.
  • İbrahim Selim Doğan (2,5)[68], 13 Şubat 2018’de Meriç’ten Yunanistan’a geçiş sırasında anne ve babası ile boğularak vefat etmiştir.
  • Bekir Aras Akçabay (1), Ahmet Esat Akçabay (7), Mesut Akçabay (5)[69] , 21.07.2018’de Meriç’ten Yunanistan’a geçmeye çalışırken anne ve babaları ile boğularak vefat etmişlerdir.
  • Burhan Yeni (2,5), Nurbanu Yeni (8 aylık)[70] aileleri ile birlikte Ege Denizinden Yunanistan’a geçmeye çalışırken botlarının batması nedeniyle babaları ile birlikte vefat ettiler. Anneleri kazadan kurtulmuş ve derhal tutuklanarak cezaevine konulmuştur.
  • Nurefşan Teke (9)[71] 5 Mart 2021 tarihinde Meriç’den Yunanistan’a geçmeye çalışırken botlarının alabora olması nedeniyle boğularak vefat etmiştir.
  1. KHK’lıların çocuklarının bir başka ölüm sebebi ise ebeveyn ile birlikte intihardır. Eyüp Öztürk (17) %99 engellidir. Serebral Palsi hastasıdır. Yaşanan süreçte KHK’lı babası işinden atılarak tutuklanmıştır. Anne ve babası boşanmıştır. Yaşadığı sürecin stresi ile başedemeyen anne Seher Baş, av tüfeği ile önce oğlu Eyüp Öztürk’ü öldürmüş sonra da kendisi aynı tüfekle intihar etmiştir[72].
  2. KHK’lı aileleri en ağır şekilde sarsan en yaygın bebek ölüm sebeplerinden biri işkence, gözaltı ve cezaevi şartlarının ağırlığı ve yapılan psikolojik baskıların yarattığı travmalar nedeniyle yaşanan çocuk düşürme hadiseleridir.
    • İkiz bebeğe hamile KHK’lı Nurhayat Yıldız, keyfi olarak tutuklanarak cezaevine konulur. Cezaevinde kendine yatak verilmez. Yerde tuvaletin önünde zeminde uyumak zorunda kalır. Aşırı stres yaşar. Gerekli beslenme ve tıbbi destek sağlanmaz. Takibi yapılmaz. Bu yüzden düşük yapar[73].
    • Bir başka tutuklu KHK’lı hamile kadının bebeği karnında iken ölür. Tutuklu kadın ısrarla cezaevi idaresine bebeğini hissetmediğini söylemesine rağmen cididye alınmaz. Ölü cenin anneyi zehirler ve kadın da vefat eder[74].
    • KHK’lı Hanife Çiftçi hamile iken gözaltına alınır. Gözaltı şartlarının ağırlığı nedeniyle kanaması başlar. Israrla durumunu bildirmesine rağmen tıbbi müdahale yapılmaz. Bu halde tutuklanır. Cezavinde iken de gereken müdahale yapılmaz. Durumu ağırlaşınca bebek anne karnında vefat eder[75].
    • Tüp bebek yöntemi ile hamile kalan ve hassas bir dönemde olan KHK’lı Büşra Atalay’ın durumu dikkate alınmadan polisler tarafından hastanede gözaltına alınıp ifadesi alınmak istenir. Durumun stresinin etkisi ile erken doğum tetiklenir. Bu halde iken hastane hastane dolaştırılır ve bebekleri vefat eder[76].
    • Hukuksuz ve keyfi olarak gözaltına alınan 8 haftalık hamile KHK’lı E.U. yaşadığı stress nedeniyle düşük yapar ve bebeğini kaybeder[77].
  3. Maddenin ikinci bendinde yer alan kendini geliştirme hakkı açısından da KHK’lıların çocukları ciddi hak ihlallerine maruz kalırlar.
  4. KHK’lı çocuklar ile KHK’lıların çocukları ebeveynlerinin işsiz kalması, en az birinin tutuklu olması nedeniyle bir anda omuzlarında çok ağır bir yükle karşılaşırlar. Bir çoğu çalışmak zorunda kalır. Yaşları küçük olmasına rağmen inşaat işçiliği, garsonluk, bulaşıkçılık, temizlikçilik gibi işlere yönelirler. Bir çoğu iş bulmakta da zorlanırlar. Çünkü kendileri veya ebeveynleri KHK’lıdır ve kimse onlara iş vermek istememektedir.
  5. Çoğu derslerinde başarılı, gelecek vaad eder nitelikte iken eğitim hayatından kopmak zorunda kalırlar. Kendilerini geliştirme, hayallerine ulaşma şansları ellerinden kayıp gider.
  6. Bu çocuklar arasında kapatılan eski okullarında başarılı olanlar kendi başarı seviyelerine uygun okullara gitmelerine izin verilmez[78]. Kendilerini geliştirme hakları ellerinden alınır.

6.   Çocuğun Görüşünün Alınması İlkesi (BMÇHS md.12)

  1. Çocuk Hakları Sözleşmesi, diğer pekçok metinde olduğu gibi çocuğu müstakil bir birey olarak kabul etmiştir. Bunun neticesi olarak kendi kararlarını verebileceği veya kendisi hakkında verilen kararlarda fikrinin değerli olduğunu vurgulamıştır. Konuyu düzenleyen Sözleşmenin 12. Maddesi aşağıdaki şekildedir:

Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar. 

  1. KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları bu konuda da ciddi hak mahrumiyetleri yaşamışlardır. Okulları OHAL KHK’sı ile kapatılan çocukların okul tercihleri ellerinden alınmıştır. Kendi niteliklerine ve eğitim seviyelerine uygun okullara devam etmek istemişler ancak bu okullara gitmelerine fiili uygulamalarla engel olunmuştur[79].
  2. OHAL sürecinin en önemli bir diğer mağduru da koruyucu aile yanına verilen ve evlat edinme prosedürü işletilen çocuklar olmuşlardır. Koruyucu aileleri ile mutlu ve sorunsuz bir hayat sürerken ailelerinin KHK’lı olması gerekçe gösterilerek onlardan zorla koparılmışlardır. Bu çocuklara hiçbir şey sorulmamıştır.
  3. Pakistan’dan kaçırılan Kaçmaz Ailesi’nin 18 yaşından küçük kızları Türkiye’de eğitimine devam etmek istemiş ancak dünyanın her yerinde kabul edilen denklik müracaatı kabul edilmemiştir[80]. Harun Atayün, anne ve babasının KHK’lı olması gerekçe gösterilerek devlet okullarına kayıt için yapmış olduğu müracaatlar kabul edilmemiştir[81]. Bu iki çocuk sadece birer örnektir. Bu çocukların eğitime ulaşma ve kendi gelecekleri hakkındaki kararlarını uygulamalarına devlet görevlileri tarafından izin verilmemiştir.
  4. Bu rapora konu olan çocuklar kendilerini ifade edememeleri, yok sayılmaları, aileleri ve okul geçmişleri gerekçe gösterilerek sürekli mobbinge, akran zorbalığına maruz kalmaları nedeniyle depresyona girmişler ve ağır bunalımlar yaşamışlardır. Bir çoğunda, sporu bırakma, aşırı kilo alma, içine kapanma, arkadaşlarından uzaklaşma, sigaraya başlama gibi olumsuz dışa vurumlar gözlemlenmiştir. Psikiyatrik hastalıklara yakalanmışlar ve ilaç tedavisi ve psikolojik desteğe muhtaç hale gelmişlerdir[82].

7.   İfade Özgürlüğü (BMÇHS md.13)

  1. İnsan haklarına ilişkin tüm metinlerde yer alan ifade özgürlüğü BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de de yer almıştır. Bir çocuk hakkı olarak ifade özgürlüğü, sözleşmede şu şekilde yer almıştır.

Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak ülke sınırları ile bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.

  1. OHAL döneminde özellikle ifade özgürlüğü en ağır şekilde baskı altına alınan haktır. Erdoğan ve AKP tüm muhaliflerini susturmuş, istemedikleri her türlü ifade özgürlüğü kullanım şeklini en ağır şekilde cezalandırmışlardır.
  2. KHK’lıların çocukları da bu baskıdan etkilenenlerin en başında yer almaktadırlar. KHK’lıların çocukları kendilerini ifade etmek için uygun mecralar bulamamışlardır. Yaşları nispeten büyük olan üniversite öğrencisi çocuklar anne babalarını hapisten kurtarmak, sağlık sorunlarını dile getirmek için Twitter üzerinden kampanyalar yürütmüşlerdir. Bir çoğu “trol” adı verilen Erdoğan ve AKP’ye yakın siber saldırı gruplarının hedefi haline gelmişlerdir.
  3. Bilindiği üzere giyim tarzı ifade özgürlüğünün en önemli yansıma şekillerinden biridir. Darbe suçlamasıyla yargılanan bir askerin üzerinde İngilizce “Hero” yazan bir tişört giymesi AKP’liler tarafından sert bir şekilde eleştirilir. Bu durum KHK’lıların çocuklarını da kapsayacak şekilde ciddi mağduriyetlere yol açar.
  4. Örneğin bir kadın cezaevindeki eşini ziyarete giderken küçük kızına “My dad is hero” yazılı bir tişört giydirir. Bu tişörtü gören jandarma anne ve küçük kızı gözaltına alır[83].

8.   Düşünce, Vicdan ve Din Özgürlüğü (BMÇHS md.14)

  1. Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de temel ve vazgeçilmez bir haktır. Sözleşmenin 14. Maddesinde yer alan düzenleme şu şekildedir:

 

  1. Taraf Devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler.
  2. Taraf Devletler, ana-babanın ve gerekiyorsa yasal vasilerin; çocuğun yeteneklerinin gelişmesiyle bağdaşır biçimde haklarının kullanılmasında çocuğa yol gösterme konusundaki hak ve ödevlerine, saygı gösterirler.
  3. Maddenin birinci bendinde çocuğun düşünce, din ve vicdan özgürlüklerine, ikinci bendinde ise velilerin veya yasal vasilerin çocuğa yol göstermesine saygı yükümlülüğü düzenlenmiştir.
  4. KHK’lılar, KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları bu maddede sayılan haklardan da mahrum edilmişlerdir.
  5. Çocukların durumunu anlamak için öncelikle KHK’lıları ele almak yerinde olacaktır. KHK’lıların tamamı ya Hizmet Hareketi veya AKP’ye muhalif başkaca gruplarla irtibatlı veya iltisaklı oldukları gerekçesiyle işlerinden atılmış, tutuklanmış, sivil ve sosyal ölüme terk edilmişlerdir. Bu KHK’lılarla ilgili verilen tutuklama kararlarında, haklarında yazılan iddianamelerde, mahkumiyet kararlarında ve Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonu (OHAL Komisyonu) Kararlarında “suç” olarak kabul edilen hususlar şu şekildedir. “… s. OHAL KHK’sı ile kapatılan kurumlarda çalışmak, kapatılan yayınevlerinin kitaplarını evinde bulundurmak, gazete veya dergilere abone olmak, derneğe/vakfa bağış yapmak, faaliyetlerine katılmak, sendika /dernek üyesi olmak” veya “… tarihli bildiriye imza atmak”, “…. Tarihinde Twitter / Facebook / İnstagram / Youtube’da paylaşımlarda bulunmak”, “bilgisayarında, telefonunda .. internet sitelerine girmiş olmak”, “ Gülen Cemaatinin dini içerikli sohbetlerine katılmış olmak”. Bunların tamamı düşünce, din ve vicdan özgürlüğü kapsamında ve koruması altında olan hususlardır.
  6. KHK’lı Çocuklar açısından ele almak gerekirse, bu grupta çoğunlukla OHAL KHK’ları ile kapatılan askeri lise ve harp okullarının eski öğrencileri ile yine OHAL KHK’ları ile Hizmet Hareketi ile irtibatlı oldukları gerekçesiyle kapatılan ilk, orta, lise ve üniversite seviyesindeki okulların eski öğrencileri yer almaktadır.
  7. Bu çocuklardan 15 Temmuz 2016 tarihinde henüz 14,15,16 yaş grubundakilerin 18 yaşını bitirmeleri beklenerek soruşturmalara dahil edilmektedirler. Bir kısmı hakkında işkence iddiaları dahi vardır.
  8. Kapatılan askeri liselerin öğrencilerinin bir kısmı da Hizmet Hareketi ile irtibatlı veya iltisaklı oldukları varsayımıyla silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasına muhatap olmaktadır. Buna gerekçe ise çocukların askeri liselere girmeden önce yani 12-13 yaşında iken Hizmet Hareketi ile irtibatlı insanlarla diyaloglarının olduğu iddiasıdır. Üstelik o tarihler 15 Temmuz 2016’da yaşanan olaylardan da yıllar öncesine uzanmaktadır. İddianın gerekçesi, Hizmet Hareketi ile irtibatlı etüd merkezlerine veya üniversite öğrencilerinin evine giderek orada ders çalıştıkları, dini sohbetlere katıldıkları ileri sürülmektedir. Buradan hareketle Çocukların o tarihlerde Hizmet Hareketi üyesi olduğu varsayılmaktadır. Bu varsayım doğru dahi olsa, bu çocukların kendilerini ifade etme tarzıdır. Çünkü bir sivil harekete, hukuka uygun sınırlar dahilinde katılmak, o hareketin değerlerini benimsemek din ve vicdan özgürlüğü kapsamında kalmaktadır.
  9. Mustafa Enis Durak isimli üniversite öğrencisi bir gencin hayatı yukarıdaki kriterler ve uygulamalar nedeniyle cehenneme çevrilmiştir. 15 Temmuz 2016’da şaibeli darbe girişimi yaşandığında askeri lise öğrencisidir. Okulu OHAL KHK’sı ile kapatılmıştır. Kendisi başka bir okula kaydını yaparak oradan eğitimine devam etmiş ve tıp fakültesini kazanmıştır. Yıllar sonra 12-14 yaşında iken Hizmet Hareketi ile irtibatlı insanlarla temasının olduğu gerekçesiyle suçlanmıştır. Suçlanmasına gerekçe olarak tamamen yasaya aykırı yöntemlerle elde edilen yıllar öncesine ait telefon görüşme kayıtları gerekçe gösterilmiştir. Üstelik bu telefon görüşme kayıtları bir ankesörlü telefondan çocuğun cep telefonunun aranmasıdır. Ne arayan bellidir ne de telefonda yapılan görüşmenin içeriği. Yapılan aramanın suç olduğu varsayımı üzerinden gidilmiştir. Ancak o görüşmelerle işlenmiş hiçbir suç da ortaya konulmamıştır. Buna rağmen kendisine 7 yıl 6 ay ceza verilmiş ve tutuklanarak ceza evine gönderilmiştir[84].
  10. Tüm bu iddaların tamamı, farklı kişiler tarafından uluslararası denetim mekanizmalarına taşınmıştır. BM karar organları ve AİHM tarafından bu konularda birçok karar ve görüş ortaya konulmuştur. O kararların hepsinde Hizmet Hareketi ile irtibatlı olmak, hareket üyeleri ile birlikte dini sohbetlere, konferanslara katılmak hep din ve vicdan özgürlüğü kapsamında ele alınmıştır.
  11. KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları sıkı takip altındadırlar. Bugün hiçbir şekilde bir araya gelememekte, sosyal medya hesaplarında Erdoğan veya AKP’yi eleştiren paylaşımlar yapamamaktadırlar. Aksi taktirde derhal gözaltına alınıp, işkence görme ve tutuklanma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadırlar.

 

9.   Dernek Kurma, Örgütlenme Özgürlüğü  (BMÇHS md.15)

  1. Dernek kurma özgürlüğü, başka bir ifade ile örgütlenme özgürlüğü, demokrasinin olmazsa olmaz unsurudur. Bu özgürlüğün kullanım şekilleri ile çocuklar demokrasiyi ve değerlerini öğrenebilme, içselleştirebilme şansı elde edebilmektedirler. Sözleşmenin 15. Maddesinde dernek kurma özgürlüğü düzenlenmiştir. Madde metni aşağıdaki şekildedir:

Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler.

 15 Temmuz 2016 sonrasında Türkiye’de 109 vakıf, 1410 dernek kapatılmıştır. Kapatılan dernekler arasında 11 kadın ve 1 çocuk derneği de bulunmaktadır[85]. Gündem Çocuk Derneği kapatılan çocuk derneğidir[86]. Bunlara üye olanlar, faaliyetlerine katılanlar, mali olarak destek olanlar silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla muhatap olmuş, 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile yargılanmışlardır.

  1. KHK’lıların kendileri bu tür suçlamalarla muhatap olunca onların çocuklarının da örgütlenme özgürlüğünü kullanmaları mümkün olmamıştır.
  2. Din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili bölümde bahsedildiği üzere, 12-13 yaşında iken Hizmet Hareketi ile irtibatlı kurumlara, dershanelere, okullara veya öğrenci evlerine gittikleri gerekçesi ile çocuklar 18 yaşından sonra soruşturmaya muhatap olup tutuklanmışlardır.[87] Bu durum örgütlenme özgürlüğünün de açık ihlalidir.

10.   Özel Hayatın Gizliliğinin Korunması Hakkı (BMÇHS md.16)

  1. Özel hayatın gizliliğinin korunması hakkı, yetişkinlerin olduğu kadar çocukların da en temel haklarındandır. Her ne kadar yaşlarının küçük olması, hayat açısından tecrübesiz olmaları ve kimi zaman bir yetişkinin rehberliğine ihtiyaç duymaları bu haktan faydalanamayacakları anlamına gelmeyecektir.

Özel hayatın gizliliği sözleşmenin 16. maddesinde aşağıdaki şekliyle düzenlenmiştir.

  1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.
  2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.

 

  1. Özel hayatın gizliliği hakkı, madde metninden de anlaşıldığı üzere aile yaşantısına saygıyı, konut dokunulmazlığının masuniyetini ve her türlü iletişiminin korunmasını kapsamaktadır. Bu koruma bireyler ve devlet için geçerlidir.
  2. Türkiye’de KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları açısından bu alanda da ciddi ihlaller söz konusudur.
  3. Özellikle KHK’lı çocuklar olan eski askeri lise öğrencilerinin çocukluk yıllarına dair dair telefon kayıtları yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak temin edilmiş ve buradan suç üretilmeye çalışılmıştır. Bu çocukların yıllar önce ankesörlü bir telefondan aranmaları suç olarak kabul edilmiştir. Herhangi bir suçlama olmamasına, suç içeren görüşme bulunmamasına, hatta arayanın dahi bilinmemesine rağmen bir çok çocuk silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla gözaltına alınmış, işkenceye muhatap olmuş hatta tutuklanmışlardır[88].
  4. Yıllar öncesine dair herhangi bir suçlama içermeyen bu kayıtlar gerekçe gösterilerek, yani hiçbir somut suçlama ve suç delili olmadan, evleri, özel eşyaları polisler tarafından aranmıştır. Bu konuda da özel hayatlarının gizliliği ihlal edilmiştir.

11.   Çocuğun Yetiştirilmesinde Ana – Babanın ve Devletin Sorumlulukları (BMÇHS md.18)

  1. Sözleşmede çocuğun yetiştirilmesine ana babanın önceliğine saygı duyulması, devletin de bu konuda onları desteklemesi ve çocukların gelişimine gerekli katkıyı sağlaması düzenlenmiştir.
  2. Bu hakka ilişkin sözleşmenin 18. maddesinde yer alan düzenleme aşağıdaki gibidir.

 

  1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler.
  2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.

 

  1. KHK’lı çocuklar ile KHK’lıların çocuklarının bu madde kapsamında ciddi hak mahrumiyetlerine muhatap olduğu görülmektedir.
  2. Bu çocukların bir kısmının anne ve babası birlikte ayrımcılık temelli ve keyfi olarak tutuklanmıştır. Anne ve babalarının onların yetiştirilmesine katkı sağlamalarının önüne geçilmiştir.
  3. Devlet organları da ayrımcılık temelli yaklaşım ve uygulamalarla bu çocukları dışlamıştır.
  4. Ayrımcılık yasağı ve çocuğun üstün yararı ilkesi ile ilgili bölümlerde örnekleri ile sayıldığı üzere devlet açıkça bu çocukların yetiştirilmesi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemiştir.
  5. Çocuğun haklarının uygulanması ile ilgili devletin yükümlülükleri bölümünde belirtildiği üzere, hakim ve savcıların da aralarında bulunduğu bir grup bürokrat Polis Akademisinde bir çalıştay yapmış, çalıştay raorunda bu çocukları da kapsayacak şekilde nesiller boyu sürecek bir savaştan bahsetmişlerdir. Bu kamu görevlilerinin tamamı bürokrasinin en yüksek mekanizmalarında yer almış durumdadırlar. Örneğin toplantıya katılan hakim ve savcılar olan Necim Cem İşçimen, Selfet Giray, Oğuz Dik, Yücel Erkman, Cafer Işık ve Ali Alper Saylan  Yargıtay üyeliği gibi görevlere getirilerek terfi ettirilmişlerdir.
  6. Dünya’nın geri kalanında devletler, çocukların anne ve babalarıyla birlikte yaşamaları için tüm özen ve yükümlülüklerine yerine getirilmeye çalışılırken, Türkiye’de ise çocuklar koz olarak kullanılmıştır. Polisler, savcılar ve hakimler özellikle KHK’lı kadınları çocuklarından ayrı bırakmakla, çocukları ellerinden alıp devlet kurumuna yerleştirmekle tehdit etmişlerdir. Bu tehditler ciddi bir şekilde yaygınlık kazanmıştır[89].

12.   Suiistimal ve İhmalden Korunma Hakkı (BMÇHS md.19)

  1. Sözleşmede çocukların olası suistimallere karşı korunması için gerekli tedbirleri almak üzere devlete görev verilmiştir.
  2. Sözleşmenin konu ile ilgili 19. Maddesi aşağıdaki şekildedir.

 

  1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.
  2. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.

 

  1. Sözleşme metninden de anlaşıldığı üzere, çocukların yakınları veya başkaları tarafından suistimale uğramamaları için gerekli tedbirlerin alınması devletin en önemli yükümlülüklerindendir. Devletin buradaki yükümlülüğü tehlikenin oluşmasına engel olmak şeklindedir.
  2. Özellikle KHK’lıların çocukları bu konuda ciddi hak kayıpları yaşamışlardır.
  3. Bazı çocukların anne ve babaları aynı anda birlikte gözaltına alınmıştır. 3-5 yaşındaki küçük çocuklar ortada kalmıştır. Anneleri ile birlikte nezarete alınmamışlar, bir komşuya veya bir tanıdığa öylece bırakılmışlardır. Bu çocuklar tehlikelere açık vaziyette ortada bırakılmışlardır.
  4. KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları “cadının çocuğu da cadıdır” bakış açısıyla bir çok alanda istismara maruz kalmışlardır. Bunların en vahimi cinsel istismardır. Cezaevi ziyaretlerinde annelerinin yanısıra küçük kızlar da iç çamaşırlarına kadar aranmışlardır. Hatta cinsel taciz olayları yaşanmıştır. Bir anne, cezaevi ziyareti sırasında yapılan aramada, kızının arama sonrasında cinsel organına şiddetli bir şekilde vurulduğunu, çocuğun psikolojik olarak sarsıldığını ve uzun zaman kendisine gelemediğini ifade etmiştir[90].
  5. KHK’lı gazeteci Aytekin Gezici’nin, skolyoz hastası olan oğlu Emir’in sırtında 27 adet platin bulunmaktadır. Durumunu belgelendiren tıbbi raporları da bulunmaktadır. Buna rağmen cezaevinde babasını ziyarete gittiğinde cezaevi görevlileri raporu yeterli görmeyip çocuğu tamamen soyarlar. Bu durum çocuğun psikolojisini bozar[91].

13.   Aile Ortamından Yoksun Çocuğun Korunma Hakkı (BMÇHS md.20)

  1. Sözleşmede anne babanın ölümü, kaybı, birlikte tutuklanmaları gibi herhangi bir sebeple aile ortamından mahrum kalan çocukların korunması düzenlenmiştir.
  2. Sözleşmenin konuyu düzenleyen 20. Maddesi aşağıdaki şekildedir.

 

  1. Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.
  2. Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır.
  3. Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında, bakıcı aile yanına verme, İslam Hukukunda kefalet (kafalah), evlat edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, dinsel, kültürel ve dil kimliğine gereken saygı gösterilecektir

 

  1. Sözleşmenin diğer birçok maddesinde olduğu gibi bu madde kapsamında da ciddi suiistimaller yaşanmıştır.
  2. KHK’lıların bir kısmının çocukları bu kapsamdadır. Bazı çocukların anne ve babaları birlikte tutuklanmışlardır.
  3. Sözleşmenin bu maddesi ve üstün yararın gözetilmesi ilkesi birlikte değerlendirildiğinde çocukların hiçbir şekilde ana babadan mahrum bırakılmayacak şekilde tedbirler alınması gereklidir. KHK’lılar ile ilgili suç soruşturma ve kovuşturmalarında görev alanlar için de bu kural geçerlidir. Ancak böyle olmamıştır. Tam aksi yaşanmıştır. Polisler, hakim ve savcılar, KHK’lıları çocukları ile tehdit etmişlerdir. KHK’lılar, karı-koca tutuklanacakları, çocukların ortada kalacağı, yetimhaneye verileceği, orada başlarına kim bilir neler geleceği gibi tehdit ve korku içeren ifade ve cümlelerle tehdit edilmişlerdir. Bu tehditlerin amacı insanların kendileri veya başkaları aleyhine olacak şekilde beyanda bulanmalarının sağlanmasıdır[92].
  4. Anne ve babası tutuklanan çocukların bir kısmı yaşlı babaanne ve anneannelere bırakılmıştır. Kendilerine bakamayan insanlar bu çocuklarla ilgilenmek durumunda kalmıştır. Çocukların psiko-sosyal ihtiyaçları karşılanamamıştır. Bu çocukların çoğu maalesef psikiyatrik hastalıklara yakalanmışlardır.

Bu konuda yaşanan vakalara birkaç örnek aşağıda verilmiştir.

  • Menekşe Turen’in kızı Nurefşan kapanan özel okuldan ayrılıp devlet okuluna kaydolmuştur. O sırada 4. Sınıf öğrencisidir. Okulda öğretmenler ve öğrenciler çocuğu terörist olarak damgalamışlar, kendisine “terörist”, “FETÖ’cü” olarak hitap etmişlerdir. Öğretmenlerin mobbingine, öğrencilerin akran zorbalığına maruz kalmıştır. Çocukta yaşadıklarından dolayı kaygı bozukluğu başlar. Okula gitmek istemez. Travma yaşar. Psikiyatrik rahatsızlıklar başlar. Her gün kusma, mide bulantısı, uyku bozukluğu yaşar. İki defa okulunu değiştirmek zorunda kalır. Lise çağına geldiğinde annesi de tutuklanır. Bu sırada büyükanne ve babasının yanında kalmak zorunda kalır. Psikiyatrik sorunlar yaşar. Psikiyatrik tedavi görür. Annesi tahliye olana kadar okula gitmez. Küçük kızı da annenin yokluğunda kendini evin dolabına kapatır. Diğer ev halkı ile sofraya oturmaz. Hiç kimse ile birlikte yemek yemez. O da psikiyatrik tedavi görür ve ilaç tedavisi başlar[93].
  • Nesibe Nur Akkaş ve eşi KHK’lıdır. Eşi tutuklandıktan bir süre sonra kendisi de tutuklanır. Aile paramparça olur. Nesibe Nur Akkaş, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na durumunu anlatan bir mektup yazar. Mektupta eşinin ardından kendisinin de tutuklanması sürecinde çocuklarının yaşadıklarını şu şekilde anlatmıştır: “Büyük kızım 12 yaşında. 42 ay önce babasının tutuklanmasının ardından geçirdiği travmayla aşırı derece kilo almaya başladı. Ben kızımı Celal Bayar Üniversitesi Hastanesine tedaviye götürüyordum. Zaten 7 yaşından beri ‘Dikkat Eksikliği-Dürtüsellik’ hastalığından dolayı kırmızı reçete ile tedavi gören kızım, 10 yaşında antidepresan kullanmaya başladı. Maruz kaldığı sıkıntılar ve yaşadığı travmalar yüzünden 2018 Kasım ayında  (annesinin de  tutuklanmasının ardından) tedavisi için doktorun verdiği depresan ilaçları aşırı derece içerek intihar teşebbüsünde bulundu.”. Kendisinin tutuklanmasından sonra, 16 yaşındaki oğlunun da İzmir’de şizofren hastası anneannesi ile kaldığını belirten Nesibe Nur Akkaş, “15 tatilde çok ısrar etmemin üzerine doktora götürülen oğluma doktor manik depresif teşhisi koymuş, düzenli muayeneye çağırmış. Şu an doktora götürebilecek kimse yok maalesef. Çünkü doktoru Turgutlu’da, okulu İzmir Çiğli’de, annemin evi İzmir’in Evka 4’ünde. Hepsi çok ters yerlerde. Devamsızlık ve derslere odaklanma, katılım problemi yaşayan oğlum çoğu zaman öz bakımını yapmakta bile zorluk çekiyor.”[94]
  • Kamil ve Münire Akyol çifti KHK’lıdır. Kamil Akyol tutuklanır ve 4 yıl tutuklu kalır. Tahliyesinden 4 ay sonra bu kez Münire Akyol tutuklanır. Bu durum yaşları 6, 7 ve 9 yaşındaki çocuklar üzerinde travma etkisi yaratır. Kamil Akyol çocukların yaşadığını şu şekilde ifade etmiştir “Gözaltına alındığımda çocuklar da yanımızdaydı. O ağır travmayı yaşadılar. Üç gündür çocukları rahatlatmak için uğraşıyorum. Çok öfkeliler. Uyuyorlar, irkilerek uyanıyorlar. Bana ‘Baba sen dört yıl gittin, şimdi annem de 4 yıl gelmeyecek mi?’ diye soruyorlar”[95].
  • 58 yaşında bir kadının 2 kızı tutuklanır. İki kızı ve bir damadı farklı şehirlerde cezaevlerine konulur. Yani birbirinden uzak üç şehirde üç farklı cezaevinde tutulurlar. Bu çocuklarının yaşları 2 ile 7 arasında değişen toplam 5 çocuğu vardır. Tüm bu çocuklar anneannelerine kalır[96].
  • Ümmü ve Ali Fışkınlı’nın kızları Kamile ve eşi KHK’lıdır. Tutuklanıp cezaevine konulurlar. Yaşları 4,5 ile 13 arasında değişen 4 çocukları anneanne ve dedelerinin yanında kalmak zorunda kalır[97].
  • Ayşe ve Mehmet Meleş, KHK’lıdır. Önce Mehmet Meleş tutuklanır, 4 yıl sonra Ayşe Meleş’de tutuklanır. Yaşları 9 ile 15 arasında değişen üç çocuk 82 yaşındaki anneannelerinin yanında kalmak zorunda kalır. Babalarının tahliyesini beklerken annelerinin tutuklanması da çocuklarda ekstradan travma etkisi yaratır. Anne-babası tutuklanan, halaları kanserden vefat eden üç kardeş zor günler geçirip, psikolojik tedavi görürler[98].
  • Hamza Tarık Durmuş, otizmlidir. 15 yaşında iken annesi kanser olur, 16 yaşında iken KHK’lı babası tutuklanır. Tüm bu olaylar onun psikolojisini alt üst eder. Öfke nöbetleri geçirmeye başlar. Krizlerin sıklaşması nedeniyle kiralık ev bulmakta zorlanırlar. Spor okulu ve rehabilitasyon merkezleri krizlerin sıklaşması nedeniyle çocuğu kabul etmezler [99].
  • Elif Güven ve Selim Güven KHK’lıdır. İlkin Selim Güven, 2 yıl sonra da Elif Güven tutuklanır. 6 ve 8 yaşındaki iki çocuklara dede ve anneanne bakmak zorunda kalır. Elif Güven, tutuklanma tarihinde Adana’da oturdukları için tutuklandığında Tarsus Cezaevine gönderilir. Çocukların yanlarına gittiği dede ve anneanne ile arasında 1000 km’den fazla bir mesafe vardır. Çocuklar ve anne 10 ay birbirlerini göremezler. Üzüntüden yüz felci geçiren anneanne ise hasta haliyle iki erkek çocuğunu büyütmeye çalışmaktadır. Annelerinden uzak çocuklar ise psikolojik travma içindedir[100].
  1. KHK’lıların çocukların tutukluluk sürecinde anne babalarından ayrı kalmalarının aile içinde yabancılaşmalara, soğukluklara sebebiyet vermiş, çocuklar, tahliyelerden sonra bile anne/babalarına alışamamıştır[101].
  2. Bazı çocuklar babalarının tutuklanmasının ardından dünyaya gelmişlerdir. Bu çocuklar (bir kısmı hala) babalarını ya hiç görememişler veya sadece ziyaretlerde görme şansı elde etmişlerdir[102].

14.   Evlat Edinilen Çocukların Hakları (BMÇHS md.21)

  1. Sözleşmede evlat edinme ile ilgili temel ilkeler de belirlenmiştir. Bu konu çocuklar açısından çok büyük öneme sahip olması nedeniyle özellikle düzenlenmiştir. Sözleşmenin 21. maddesinde bu konuya ilişkin düzenleme yapılmıştır.
  2. OHAL döneminde bu raporun konusu olan yeni bir mağdur çocuk grubu oluşturulmuştur. Bu çocuklar koruyucu aile yanında iken bu ailelerin bir anda keyfi gerekçelerle terörist kabul edilmesi üzerine mağdur edilmişlerdir. OHAL KHK’ları ile üretilen argümanlarla suçlu ilan edilen insanlar ile çocuklar zorla birbirlerinden koparılmıştır.
  3. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 23 Ağustos 2016 tarihli yazı ile 81 İl’e acil kodu ile Genelge gönderilerek Koruyucu Aile ve Evlat Edinme hizmeti yapan ailelerle ilgili araştırma yapılması emri verilmiştir[103]. Bakanlık genelgesi 19/08/2016 tarihli olup “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) Kapsamında Alınacak Tedbirler” konuludur. Genelge ile koruyucu aileler hakkında araştırma yapılması ve Hizmet Hareketi ile bağlantıları bulunduğu düşünülen kişilerden çocukların geri alınması istenilmiştir. Bunun üzerine sadece haklarında Hizmet Hareketi üyesi oldukları iddiasıyla işlem yapılmış ailelerdeki çocuklar zorla alınmıştır[104].
  4. Bu işlem sözleşmede yüklenen yükümlülüklere aykırı olarak bizzat devlet tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta dönemin Aile Bakanı 9 çocuğun KHK’lı ailelerden alınmasını büyük bir başarı olarak gazetecilerle paylaşma düşüncesizliğini göstermiştir.[105]

15.   Özürlü/Engelli Çocukların Hakları (BMÇHS md.23)

  1. Sözleşmede özürlü çocukların durumları da ayrı bir şekilde ele alınmıştır. Bu çocukların sağlık ihtiyaçlarının karşılanması, onlara gerekli sosyal desteklerinin sağlanması, eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin sunulması, ayrımcılığa maruz kalmamaları gibi birçok hususa değinilmiştir.
  2. Konu ile ilgili sözleşmenin 23. Maddesi aşağıdadır.

 

  1. Taraf devletler, zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.
  2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve anababanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.
  3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2 nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana-babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları göz önüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.
  4. Taraf Devletler, uluslararası işbirliği ruhu içinde, özürlü çocukların koruyucu sıhhi bakımı, tıbbi, psikolojik ve işlevsel tedavileri alanlarına ilişkin gerekli bilgilerin alışverişi yanında, rehabilitasyon, eğitim ve mesleki eğitim hizmetlerine ilişkin yöntemlerin bilgilerini de içerecek şekilde ve Taraf Devletlerin bu alanlardaki güçlerini, anlayışlarını geliştirmek ve deneyimlerini zenginleştirmek amacıyla bilgi dağıtımını ve bu bilgiden yararlanmayı teşvik ederler. Bu bakımdan, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri, özellikle gözönüne alınır.
  5. KHK’lıların engelli çocukları bu konuda da ciddi anlamda hak mahrumiyeti yaşamışlardır.
  6. Türk devleti her ne kadar birinci bentde yazılı şekilde engelli çocukların her yönü ile refahını sağlamayı taahhüt etmiş ise de durum KHK’lıların çocukları olunca tamamen farklılaşmıştır.
  7. Birçok özürlü ve engelli çocuğun anne veya babasının KHK’lı olması gerekçe gösterilerek devlet tarafından sağlanan mali yardımı kesilmiştir. Eğitim ve rehabilitasyon kurumlarından atılmışlardır.
  8. Açık kaynaklara yansıyan örnekler aşağıda sayılmıştır.
    • Rüveyda Tekgöz, tıbbi raporlara göre “çok ileri derecede özel gereksinim” duyan bir çocuktur. Ülkedeki diğer tüm engelli çocuklar gibi Rüveyda için de devlet aileye sosyal yardım yapmaktaydı. OHAL döneminde bu yardım kesilir. Anne Nazire Tekgöz’ün talepleri yaptığı başvurularda hep reddedilir. Bir süre sonra yasa gereği verilmesi zorunlu olan engelli aylığı da iptal edilir. Bayan Tekgöz’ün 2017 yılında Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) ne yaptığı başvuruya verilen yazılı cevapta “FETÖ/PDY terör örgütü faaliyetleri kapsamında hakkında işlem yapılan, meslekten ihraç edilen, görevden uzaklaştırılan ve tutuklanan vatandaşların yardım talepleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından yapılamamaktadır” ifadesi yer almıştır. Görüldüğü üzere yasal olarak ağır özürlü bir çocuğa yapılan bir yardım bir ebeveyninin KHK’lı olması gerekçesiyle iptal edilmiştir.
    • Burcu Aktaş, %70 down sendromlu bir kız çocuğudur. Babası KHK’lı olduğu gerekçesi ile bakım yardım ödeneği kesilmiştir[106].
    • Yakup Ali Çetin, %94 engellidir. 15 yaşında iken babası tutuklanmıştır. Kendisinin tüm bakımı ile babası Eyüp Çetin ilgilenmektedir. Çocuğuna bakım konusunda özel eğitim de almıştır. Eyüp Çetin, KHK’lı olup tutuklanır. Çocuğun bakımı ve özellikle kriz durumlarında kendisi ile ilgilenecek kimsesi kalmaz. Çocuk böylece ölüme terk edilmiş olur[107].
    • Nalan Dilber, 7 yaşında down sendromludur. Annesi Nuran Dilber KHK’lı olup tutukludur. Nalan Dilber annesinin hasretine dayanamayıp, kendisine bir çanta hazırlayıp annesinin bulunduğu cezaevine gitmek için evden kaçmaya kalkar[108].

16.   Sağlık ve Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Hakkı (BMÇHS md.24)

  1. Çocukların sağlık hizmetlerinden yararlandırılması sözleşmede ayrı bir madde olarak düzenlenmiştir. Maddede bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi, aşılama ve bulaşıcı hastalıklara karşı korunmanın sağlanması gibi birçok alanda devlete yükümlülükler yüklenmiştir.
  2. Sözleşmenin konuyu düzenleyen 24 maddesi aşağıdaki şekildedir.
  3. Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.
  4. Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle: a) Bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi; b) Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımın ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması; c) Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde ve başka olanakların yanı sıra, kolayca bulunabilen tekniklerin kullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla ve çevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını göz önüne alarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi; d) Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması; e) Bütün toplum kesimlerinin özellikle ana-babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmenin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusunda temel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması; f) Koruyucu sağlık bakımlarının, ana-babaya rehberliğini, aile planlaması eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi; amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.
  5. Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar.
  6. Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle göz önünde tutulur.
  7. KHK’lıların çocukları, iş bu raporda vurgulanan diğer alanlarda olduğu gibi bu konuda da hak mahrumiyetine uğramışlardır.
  8. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporunda, KHK’lıların çocuklarının %71’inin tıbbi ve psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir. Öte yandan KHK’lıların çocuklarının %16’sının sağlık güvencelerinin olmadığı bu yüzden tıbbi /psikolojik destek alamadıkları ortaya çıkmıştır[109]. Bu çocukların bir kısmına, hayatlarının geri kalanını da etkileyecek kronik hastalıklar musallat olmuştur[110].
  9. KHK’lı çocukların maruz kaldığı hak ihlalleri
    • KHK’lı ailelerin çocuklar da dahil olmak üzere yeşil kartları iptal edilir. Yeşil kart fakir ailelere devlet sağlık kurumlarında ücretsiz tedavi imkanı sağlayan bir olanaktır. KHK’lı aileler ve çocukları en hafif rahatsızlıktan en ağırına kadar her türlü tıbbi ihtiyaçlarında ciddi miktarlarda paralar ödemek zorunda kalırlar[111].
    • Dünyada 50 bin kişide bir görülen Kedi Miyavlaması Sendromu (Cri du Chat) ile dünyaya gelen Nurefşan Ketenci’nin babası KHK’lı olduğu için eğitim gördüğü rehabilitasyon merkezinden atılır[112].
    • Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, bir KHK’lının kendisine şunları dediğini paylaşmıştır : “Darbeden bir gün önce engelli bir bebeğimiz dünyaya geldi. Yoğun bakımda başında duruyorduk. Eylül’de eşim açığa alınınca eşimin ailesinin yanına taşındık. Bebeğimle hastanedeyken, tüm sağlık haklarımızın elimizden alındığı talimatı geldi. Kaymakamlıktan yardım istedim, defalarca kovuldum. Tek isteğim bebeğim için genel sağlık sigortasını yapmalarıydı, yapmadılar. Bebeğim gerekli tedavileri alamadı 2017 Haziran ayında vefat etti.”[113].
  10. Sözleşmenin 24. Maddesinin ihlali anlamına gelen bir diğer husus hamile kadınların karşı karşıya kaldıkları uygulamalar ve bebek ölümleridir. 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maaliyetleri Raporunda bu hususa ilişkin de tespitler yapılmıştır. Buna göre “TÜİK bebek ölüm istatistiklerine göre, bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden kaba “bebek ölüm hızı” sayısı Türkiye’de binde ∼10 civarındadır. Ancak, OHAL Mağduru aileler, “Eşin Hamileliğinde Yaşadığı Stresten Dolayı Çocuğunu Düşürmesi / Bebeklerinin Ölümü” oranını %5,4 olarak ifade etmişlerdir ki bu oran da yine, en toleranslı hesaplamalara göre KHK’lı  aileler arasındaki “bebek ölüm hızı”nın Türkiye ortalamasının en az 2 kat daha yükseğinde olması anlamına gelmektedir[114].”
  11. Yaşanan olaylara dair birkaç örnek aşağıda yer almaktadır.

 

  • İkiz bebeğe hamile KHK’lı Nurhayat Yıldız, keyfi olarak tutuklanarak cezaevine konulur. Cezaevinde kendine yatak verilmez. Yerde tuvaletin önünde zeminde uyumak zorunda kalır. Aşırı stres yaşar. Gerekli beslenme ve tıbbi destek sağlanmaz. Takibi yapılmaz. Bu yüzden düşük yapar[115].
  • Gülden Aşık, KHK’lıdır. Hamile olmasına rağmen tutuklanır. Cezaevinde iken 7 haftalık bebeği anne karnında vefat eder. Bebek ameliyatla alınır[116].
  • Bir başka tutuklu KHK’lı hamile kadının bebeği karnında iken ölür. Tutuklu kadın ısrarla cezaevi idaresine bebeğini hissetmediğini söylemesine rağmen ciddiye alınmaz. Ölü cenin anneyi zehirler ve kadın da vefat eder[117].
  • KHK’lı Hanife Çiftçi hamile iken gözaltına alınır. Gözaltı şartlarının ağırlığı nedeniyle kanaması başlar. Israrla durumunu bildirmesine rağmen tıbbi müdahale yapılmaz. Bu halde tutuklanır. Cezaevinde iken de gereken müdahale yapılmaz. Durumu ağırlaşınca bebek anne karnında vefat eder[118].
  • Tüp bebek yöntemi ile hamile kalan ve hassas bir dönemde olan KHK’lı Büşra Atalay’ın durumu dikkate alınmadan polisler tarafından hastanede gözaltına alınıp ifadesi alınmak istenir. Durumun stresinin etkisi ile erken doğum tetiklenir. Bu halde iken hastane. hastane dolaştırılır ve bebekleri vefat eder[119].
  • Hukuksuz ve keyfi olarak gözaltına alınan 8 haftalık hamile KHK’lı E.U. yaşadığı stress nedeniyle düşük yapar ve bebeğini kaybeder[120].
  • Yasemin Atik KHK’lı bir eğitimcidir. Hakkında KHK’larla getirilen kriterler gerekçe gösterilerek soruşturma yapıldığını öğrenince bir evde saklanır. Ancak hamiledir. Cezaevinde doğum yapmak, çocuğunu hapiste dünyaya getirmek istemez. Hastaneye gidemeden, hem kendi, hem bebeğin hayatı için riskli olacak şekilde evde doğum yapmak zorunda kalır[121].

17.   Sosyal Güvenlik Hakkı (BMÇHS md.26)

  1. Sosyal güvenlik hakkı, işsizlik, ekonomik yetersizlik, pahalı ilaç ve tedavi yöntemlerinin karşılanması, yaşlılık ve emeklilikte ekonomik destek dahil kişinin toplum içinde onurlu bir yaşam sürmesini sağlayamaya yönelik hakları ifade etmektedir.
  2. Sözleşmede, sosyal güvenlik hakkı çocuklar için de öngörülmüştür. Her ne kadar bir veli veya vasi kontrolünde olsalar, ekonomik olarak başkalarının desteğine ihtiyaç duysalar da bu haktan müstakil olarak yararlanmaları öngörülmüştür.
  3. Sözleşmenin konuyu düzenleyen 26. Maddesi aşağıdaki şekildedir.

 

  1. Taraf Devletler, her çocuğun, sosyal sigorta dahil, sosyal güvenlikten yararlanma hakkını tanır ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak için ulusal hukuklarına uygun, gerekli önlemleri alırlar.
  2. Sosyal Güvenlik, çocuğun ve çocuğun bakımından sorumlu olanların kaynakları ve koşulları göz önüne alınarak ve çocuk tarafından ya da onun adına yapılan sosyal güvenlikten yararlanma başvurusuna ilişkin başkaca durumlar da göz önünde tutularak sağlanır.

 

  1. Her ne kadar Türkiye bu sözleşme ve anayasası ile sosyal güvenlik hakkını kabul etmiş ve çocuklar için bu hakkı sağlamayı taahhüt etmiş ise de, konu KHK’lılar ve onların çocukları olunca ayrımcılık temelli uygulamalar söz konusu olmuş, mağduriyetler yaratılmıştır.
  2. Aşağıda buna ilişkin örnekler sayılmıştır.
    • KHK’lı ailelerin çocuk yardımları ya kesilmiş veya başvurular reddedilmiştir [122].
    • Zaten iş bulmakta ve gelir elde etmekte zorlanan KHK’lılar korona salgını döneminde çok daha zor durumda kalmışlardır. Kendileri ve çocukları için herkese yapılan yardımlar için başvurmuşlar ancak KHK’lı oldukları için başvuruları reddedilmiştir [123].
    • Deprem gibi doğal afetlerde evlerini kaybeden KHK’lı aileler çocukları ile birlikte ortada kalmış ancak yardımlardan yararlandırılmamışlardır[124].
    • Otizmli kız çocuğu olan Rüveyda Tekgöz, babasının KHK’lı olması gerekçesiyle sosyal yardımlardan mahrum bırakılmıştır[125].

 

18.   Yeterli Yaşam Standardına Ulaşma Hakkı (BMÇHS md.27)

  1. Çocukların bedensel ve zihinsel gelişimine uygun olarak, yeterli bir yaşam standardında yaşama hakları vardır. Bu konuda veli ve vasilerin yanında devletin de yükümlülükleri vardır.
  2. Sözleşmede bu konu ayrı ve özel bir maddede düzenlenmiştir. Düzenlemede devletin yükümlülükleri ayrıntılı olarak sayılmıştır.
  3. Sözleşmenin konuyu düzenleyen 27. maddesi aşağıdaki şekildedir.
  4. Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler.
  5. Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması sorumluluğu; sahip oldukları imkanlar ve mali güçleri çerçevesinde öncelikle çocuğun ana-babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşer.
  6. Taraf Devletler, ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde, ana-babaya ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinim olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar.
  7. Taraf Devletler, Taraf Devlet ülkesinde veya başka ülkede bulunsun; ana-babası veya çocuğa karşı mali sorumluluğu bulunan diğer kişiler tarafından, çocuğun bakım giderlerinin karşılanmasını sağlamak amacıyla her türlü uygun önlemi alırlar. Özellikle çocuğa karşı mali sorumluluğu olan kişinin, çocuğun ülkesinden başka bir ülkede yaşaması halinde, Taraf Devletler bu konuya ilişkin uluslararası anlaşmalara katılmayı veya bu tür anlaşmalar akdinin yanısıra başkaca uygun düzenlemelerin yapılmasını teşvik ederler.

 

  1. Yukarıda da izah edildiği üzere KHK’lılar “nesiller boyu sürecek bir savaşın” hedefi haline getirilmiş, onlar ve çocukları “Cadının çocuğu da cadıdır!” mantığı ve ayrımcılık temelli bakış açıları ile temel haklarından mahrum edilmişlerdir.
  2. Yeterli yaşam standardını sağlama hakkı ile ilgili ihlallere aşağıdaki örnekler gösterilebilir.
    • Devlet yeşil kart adı verilen sağlık yardımından yararlanma haklarını KHK’lılar ve çocuklarının elinden almıştır[126].
    • Çocuk bakım desteği, korona yardımı ve deprem yardımı gibi ekonomik olarak dezavantajlı gruplara sağlanan desteklerden mahrum bırakılmışlardır[127].
    • Birçok öğrenciye anne veya babaları KHK’lı olduğu gerekçesiyle devlet bursu verilmemiştir[128].

 

19.   Eğitim Hakkı  (BMÇHS md.28)

  1. Eğitim hakkı, insan haklarına ilişkin tüm metinlerde yerini bulan en temel insan haklarındandır. Şüphesiz çocuklar konu olduğunda bu hakkın önemi daha çok artmaktadır.
  2. Sözleşmede, özellikle çocukların eğitim hakkına ilişkin ayrıntılı düzenleme yapılmış, devletlerin tüm çocuklara fırsat eşitliğini sağlama, ücretsiz temel eğitimi verme, yüksek öğretim olanaklarını erişilebilir kılma, ilerleyen süreçte gerekli rehberlik desteğini sağlama gibi yükümlülükler düzenlenmiştir.
  3. Sözleşmenin konuyu düzenleyen 28. maddesi aşağıdaki şekildedir.
  4. Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle özellikle: a) İlk öğretimi herkes için zorunlu ve parasız hale getirirler; b) Orta öğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini teşvik ederler ve bunların tüm çocuklara açık olmasını sağlarlar ve gerekli durumlarda mali yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar; c) Uygun bütün araçları kullanarak, yüksek öğretimi yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirirler; d) Eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklar için elde edilir hale getirirler; e) Okullarda düzenli biçimde devamın sağlanması ve okulu terk etme oranlarının düşürülmesi için önlem alırlar.
  5. Taraf Devletler, okul disiplininin çocuğun insan olarak taşıdığı saygınlıkla bağdaşır biçimde ve bu Sözleşmeye uygun olarak yürütülmesinin sağlanması amacıyla gerekli olan tüm önlemleri alırlar.
  6. Taraf Devletler eğitim alanında, özellikle cehaletin ve okuma yazma bilmemenin dünyadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve çağdaş eğitim yöntemlerine ve bilimsel ve teknik bilgilere sahip olunmasını kolaylaştırmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirir ve teşvik ederler. Bu konuda, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle göz önünde tutulur.
  7. KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları bu konuda da ciddi mağduriyetler yaşamışlardır. Eğitim hakları ellerinden alınmış, eğitim sırasında ayrımcılık ve baskıya maruz kalmışlar. Kimi çocuklar duruma dayanamayarak örgün eğitimi bırakmış ve uzaktan eğitime devam etmek zorunda kalmışlardır. Okullarda bazı öğretmenler KHK’lı çocuklara ayrımcılık yapmıştır. Notlarını düşürmüş sorulunca ebeveynlerini suçlamışlardır. Kapanan Askeri ve özel okulların çocukları gittikleri okullarda diğer öğrenciler tarafından zorbalığa maruz kalmışlardır.
  8. Bu konuya ilişkin ihlal niteliğindeki uygulamalara ilişkin birkaç örnek aşağıda yer almıştır.
    • Milli Savunma Üniversitesini kazanan bir öğrencinin yakınları KHK’lı olduğu gerekçesiyle okula kaydı yapılmamıştır[129].
    • Dünyada 50 bin kişide bir görülen Kedi Miyavlaması Sendromu (Cri du Chat) ile dünyaya gelen Nurefşan Ketenci, babasının KHK’lı olduğu için eğitim gördüğü rehabilitasyon merkezinden atılmıştır[130].
    • Birçok öğrenciye anne veya babaları KHK’lı olduğu gerekçesiyle devlet bursu verilmemiştir[131].
    • KHK’lıların çocuklarının bazılarına okullarda ayrımcılık yapılmış ve öğretmenler tarafından düşük not verilmiştir. Hatta bir öğretmenin, haksız yere düşük not verdiği ilk okul çağındaki çocuğa “Bu notu sana değil annene veriyorum” dediği raporlara yansımıştır[132].
    • OHAL KHK’ları ile kapatılan askeri lise öğrencilerinin iyi eğitim veren Fen Liselerine ve Sosyal Bilimler Liselerine girmeleri yasaklanmıştır[133].
    • Kapatılan okulların öğrencileri gittikleri yeni okullarda öğretmenler ve öğrenciler tarafından ayrımcılığa ve zorbalığa maruz kalmışlardır[134].
    • Kapatılan okullardan gelen öğrenciler, eski okullarında aldıkları eğitimlerinin yeni okulda tanınmasında engellemelere maruz kalmışlardır[135].
    • Pakistan’dan kaçırılarak zorla Türkiye’ye getirilen Kaçmaz Ailesi’nin kızlarının denklik talebi kabul edilmemiş, eğitimlerine devam etmeleri engellenmiştir[136]. Halbuki yıllardır binlerce Türk vatandaşı veya yabancı ülke vatandaşı olup bu okullardan mezun olan çocukların diplomaları hep tanınmıştır.
    • Hava Harp Okulu kapatılınca öğrencilerin İstanbul Teknik Üniversitesi üzerinden diplomaları verilir fakat diplomaların üzerine “Bu diploma 669 sayılı KHK ile düzenlenmiştir” yazılmıştır. Burada geçen KHK ibaresi nedeniyle iş hayatına atılmaları, bu diplomalarını kullanmaları imkansızlaşmıştır[137].
    • OHAL KHK’sı ile kapatılan okulların öğrencilerini bazı şehirlerdeki devlet okulları kabul etmemiştir. Bu yüzden o şehirlerde yaşayan öğrenciler oldukça pahalı olan özel okullara kayıt yaptırmak zorunda kalmıştır[138].
    • Eski Emniyet Müdürü Anadolu Atayün’ün oğlu Harun Atayün babası ve annesinin KHK’larla üretilen kriterler gerekçe gösterilerek tutuklanmaları, cezaevinde tutulmaları nedeniyle devlet okullarına alınmamıştır[139].

 

20.   İşkence ve Özgürlükten Yoksun Bırakmaya Karşı Korunma Hakkı (BMÇHS md.37)

 

  1. İşkence tüm uluslararası sözleşmelerde yasaklandığı gibi Çocuk Hakları Sözleşmesinde de açıkça yasaklanmıştır. Yine keyfi tutuklama yasaklanmış, hatta tutuklamanın kendisi dahi çocuklar için ancak son çare olarak kabul edilmemiştir.
  2. Konuyu düzenleyen sözleşmenin 37. Maddesi aşağıdaki şekildedir.

Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar: a) Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tabi tutulmayacaktır. Onsekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar nedeniyle idam cezası verilemeyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da verilmeyecektir. b) Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır. c) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri göz önünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır. d) Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağımsız ve tarafsız makam önünde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verilmesini isteme hakkına da sahip olacaktır.

  1. KHK’lı çocuklar ve KHK’lıların çocukları sözleşmenin diğer birçok alanında olduğu gibi burada da ağır hak ihlallerine maruz kalmışlardır.
  2. İşkence uygulamaları ile ilgili örnekler aşağıda yer almaktadır.
    • 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen şaibeli darbe girişimi esnasında yaşanan olaylarla hiçbir ilgileri olmayan askeri okul öğrencilerine gözaltında iken işkence yapılmıştır[140].
    • Pakistan’dan kaçırılan Kaçmaz Ailesi’nin olay tarihinde 18 yaşından küçük olan çocuklarına işkence yapılmıştır. Bu işkence uygulaması ile ilgili Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu ihlal kararı vermiştir[141].
    • Elif İstif, yaşının 18’den küçük olmasına, durumunu da belirtmesine rağmen polisler yaşını büyük göstererek gözaltına alır. 9 gün boyunca gözaltında tutulur. Bu süre boyunca mülakat adı altında, avukat bulunmaksızın, baskı ve işkence uygulamaları içeren sorgulara alınır. Baro tarafından görevlendirilen avukat savunmasına katılmak istemez. Mahkemedeki sorgu sırasında ara verildiğinde polisler kendisine gelip “Ceza alacaksın, hazır mısın tutuklanmaya?” diyerek baskılarına orada da devam ederler. Mahkemede serbest bırakılmasından sonra kelepçelerini çözen bir polis kendisine “Merak etme 18 olunca tekrar alınacaksın” diyerek tehdit eder[142].
    • Erdem Can, 17 yaşında iken Türkiye’de babasının KHK’larla getirilen kriterler esas alınarak Hizmet Hareketi ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınır. Yani bir KHK’lı çocuğudur. Gözaltında iken kendisine işkence yapılır. Gördüğü işkenceyi şu şekilde ifade eder “14 saat gözaltında kaldım. Yere yatırdılar, ağır hakaretler ve küfürler ettiler, kelepçe taktılar.”[143].
  3. Keyfi tutuklama, özgürlükten mahrum bırakma uygulamaları.
    • Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu kararında Kaçmaz Ailesinin çocuklarının keyfi olarak özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları yönünde tespit yapılmıştır. Yine onlar gibi başka ülkelerden kaçırılan onlarca çocuk anne babaları ile birlikte gözaltına alınmışlar, hapsedilmişlerdir[144].
    • Kuleli Askeri Lisesi’nde 9, 10, 11 ve 12’inci sınıflarda okuyan 62 askeri öğrenci, darbe girişimi soruşturması kapsamında tutuklanmıştır[145]. Yine başkaca askeri lise ve harb okullarında okuyan çocuk yaştaki bir çok çocuk tutuklanmıştır.
    • Kapatılan Askeri Liselerin öğrencilerinden, 15 Temmuz 2016 tarihinde henüz 14,15,16 yaş grubundakilerin 18 yaşını bitirmeleri beklenerek soruşturmalara dahil edilmekte, gözaltına alınıp tutuklanmaktadırlar. Bir kısmı hakkında işkence iddiaları dahi vardır.
    • Kapatılan askeri liselerin öğrencilerin bir kısmı da Hizmet Hareketi ile irtibatlı veya iltisaklı oldukları varsayımıyla silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasına muhatap olmaktadır. Buna gerekçe ise çocukların askeri liselere girmeden önce yani 12-13 yaşında iken Hizmet Hareketi ile irtibatlı insanlarla diyaloglarının olduğu iddiasıdır. Üstelik iddia olunan tarihler 15 Temmuz 2016’da yaşanan olaylardan da yıllar öncesine uzanmaktadır. İddianın gerekçesi, Hizmet Hareketi ile irtibatlı etüd merkezlerine veya üniversite öğrencilerinin evine giderek orada ders çalıştıkları, dini sohbetlere katıldıkları ileri sürülmektedir. Halbuki bunların tamamı hakkında AİHM ve BM Karar organları tarafından emsal kararlar verilmiştir. Bu gerekçelerle yapılan gözaltı ve tutuklamaların keyfi olduğu açıkça ortaya konulmuştur.
    • Yukarıda da izah edildiği üzere Mustafa Enis Durak isimli üniversite öğrencisi bir gencin hayatı yukarıdaki kriterler ve uygulamalar nedeniyle cehenneme çevrilmiştir. 15 Temmuz 2016’da şaibeli darbe girişimi yaşandığında askeri lise öğrencisidir. Okulu OHAL KHK’sı ile kapatılmıştır. Kendisi başka bir okula kaydını yaparak oradan eğitimine devam etmiş ve tıp fakültesini kazanmıştır. Yıllar sonra 12-14 yaşında iken Hizmet Hareketi ile irtibatlı insanlarla temasının olduğu gerekçesiyle suçlanmıştır. Suçlanmasına gerekçe olarak tamamen yasaya aykırı yöntemlerle elde edilen yıllar öncesine ait telefon görüşme kayıtları gerekçe gösterilmiştir. Üstelik bu telefon görüşme kayıtları bir ankesörlü telefondan çocuğun cep telefonunun aranmasıdır. Ne arayan bellidir ne de telefonda yapılan görüşmenin içeriği. Yapılan aramanın suç olduğu varsayımı üzerinden gidilmiştir. Ancak o görüşmelerle işlenmiş hiçbir suç da ortaya konulmamıştır. Buna rağmen kendisine 7 yıl 6 ay ceza verilmiş ve tutuklanarak ceza evine gönderilmiştir. Mustafa Enis Durak’la aynı durumda yüzlerce çocuk bulunmaktadır.
  4. Annesi ile birlikte cezaevine gönderilen çocuklar.
    • Keyfi tutuklamanın bir diğer boyutunu da annesi ile birlikte cezaevinde kalmaya zorlanan çocuklar oluşturmaktadır. OHAL KHK’ları gerekçe yapılarak oluşturulan kriterlerle binlerce hamile ve bebekli kadın gözaltına alınmış ve hatta tutuklanmışlardır. Gözaltı ve tutuklulukları daha evvel de izah edildiği üzere hukuka aykırı ve keyfidir.
    • Ceza Muhakemesi Kanunu 109. Maddesinde tutuklamaya alternatif olarak bir çok adli kontrol tedbiri bulunmasına; Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un Türk Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun 16/4 maddesi gereğince gebe kadınlar ve doğumdan itibaren 1 yıl 6 ay geçmemiş kadınlar hakkındaki cezaların infazının erteleneceğine, 105-A-3/a maddesine göre, ceza evinde bulunan, 0-6 yaş grubu çocuğu olan, cezasının tamamlanmasına 2 yıldan az kalmış olan kadınlar denetimli serbestlikten yararlanmak üzere erken tahliye edileceğine,  110/4 maddesi uyarınca ceza kesinleşmiş  3 yıldan az süre kalmış olan bebekli kadınların cezaevi yerine konutta çektirileceğine dair hükümler bulunmaktadır. Buna rağmen KHK’lı hamile ve bebekli kadınlar bu hükümlerden faydalandırılmamıştır. Üstelik gözaltı süreleri de keyfi bir şekilde uzun tutulmuştur.  Açık ve net bir ayrımcılık yapılmıştır.
    • 0-6 yaş arası birçok çocuk anneleri ile cezaevine girmek zorunda kalmışlardır[146]. Bu çocukların sayısı 2019 yılında 780’e ulaşmıştır. Bunun tek sebebi annelerinin KHK’lı olmasıdır. Eğer normal adli bir suç söz konusu olsaydı tutuklanmaları yasal düzenlemeler gereğince mümkün olmayabilecekti. Cezaevinde annesi ile birlikte kalan çocukların beslenme, barınma, açık havadan yararlanma, oyun parkına-yüzme havuzuna gitme, oyuncak, toprağa temas, kreş, çocuk doktorundan yararlanma, ev hayvanları ile temas etme gibi birçok temel ve zorunlu ihtiyaçları karşılanmamıştır ve halen de karşılanmamaktadır.
    • Zeynep Öztan, KHK’lıdır. En küçüğü 7 aylık olan 3 çocuk annesidir. Tutuklamaya sevk edilir, adli kontrolle serbest bırakılır. Daha sonra bir başka sulh ceza hakimi kendisine “çocuklarını cezaevinde büyüt” diyerek adli kontrol kararını kaldırıp tutuklama kararı verir[147].
    • Betül Topçu, 5 yaşındadır. Anne ve babası KHK’lı olup tutukludur. 1 yıl anne ve babasından ayrı kalır. Cezaevinde annesini ziyarete geldiğinde ondan ayrılmak istemez. Bunun üzerine annesi ile birlikte cezaevinde kalmaya başlar. Cezaevi şartlarının kötülüğü ve ranzadan düşmesi nedeniyle cezaevinde de kalamaz. Tekrar annesinden ayrılmak zorunda kalır[148].

21.   Adil Yargılanma Hakkı ve Çocuğa Özgü Adalet Sisteminin İlkeleri (BMÇHS md.40)

  1. Yetişkinlerin olduğu kadar hatta daha fazla çocukların da adil yargılanma hakkı bulunmaktadır. Çocuk Hakları Sözleşmesi bu konuyu yetişkinlere göre daha hassas ve ayrıntılı düzenlemiştir.
  2. Konuyu düzenleyen sözleşmenin 40. Maddesi aşağıda yer almaktadır.
  3. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları göz önünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.
  4. Bu amaçla ve uluslararası belgelerin ilgili hükümleri göz önünde tutularak Taraf Devletler özellikle, şunları sağlarlar: a) İşlendiği zaman ulusal ya da uluslararası hukukça yasaklanmamış bir eylem ya da ihmal nedeniyle hiçbir çocuk hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddiası ya da ithamı öne sürülemeyeceği gibi böyle bir ihlalde bulunduğu da kabul edilmeyecektir. b) Hakkında ceza kanununu ihlal iddiası veya ithamı bulunan her çocuk aşağıdaki asgari güvencelere sahiptir: i) Haklarındaki suçlama yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılmak; ii) Haklarındaki suçlamalardan kendilerinin hemen ve doğrudan doğruya; ya da uygun düşen durumlarda ana-babaları ya da yasal vasileri kanalı ile haberli kılınmak ve savunmalarının hazırlanıp sunulmasında gerekli yasal ya da uygun olan başka yardımdan yararlanmak; iii) Yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde adli ya da başkaca uygun yardımdan yararlanarak ve özellikle çocuğun yaşı ve durumu göz önüne alınmak suretiyle kendisinin yüksek yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece, ana-babası veya yasal vasisi de hazır bulundurularak yasaya uygun biçimde adil bir duruşma ile konunun gecikmeksizin karara bağlanmasının sağlanması; iv) Tanıklık etmek ya da suç ikrarında bulunmak için zorlanmamak; aleyhine olan tanıkları sorguya çekmek veya sorguya çekmiş olmak ve lehine olan tanıkların hazır bulunmasının ve sorgulanmasının eşit koşullarda sağlanması; v) Ceza yasasını ihlal ettiği sonucuna varılması halinde, bu kararın ve bunun sonucu olarak alınan önlemlerin daha yüksek yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde yasaya uygun olarak incelenmesi; vi) Kullanılan dili anlamaması veya konuşamaması halinde çocuğun parasız çevirmen yardımından yararlanması; vii) Kovuşturmanın her aşamasında özel hayatının gizliliğine tam saygı gösterilmesine hakkı olmak;
  5. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddiası ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlal ettiği kabul olunan çocuk bakımından, yalnızca ona uygulanabilir yasaların, usullerin, onunla ilgili makam ve kuruluşların oluşturulmasını teşvik edecek ve özellikle şu konularda çaba göstereceklerdir: a) Ceza Yasasını ihlal konusunda asgari bir yaş sınırı belirleyerek, bu yaş sınırının altındaki çocuğun ceza ehliyetinin olmadığının kabulü; b) Uygun bulunduğu ve istenilir olduğu takdirde, insan hakları ve yasal güvencelere tam saygı gösterilmesi koşulu ile bu tür çocuklar için adli kovuşturma olmaksızın önlemlerin alınması. 4. Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programları ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.
  6. Türkiye, çocuk adaleti sistemi gündeme geldiğinde zaten oldukça geri durumdadır. Sosyal Hizmetlere bağlı kurumlarla ilgili birçok skandal defaatle gündeme gelmiştir. Yine çocuk cezaevleri, eğitim evlerinin durumu da uluslararası raporlarda sürekli eleştiriye konu edilmektedir.
  7. Konu KHK’lı çocuklara geldiğinde de durum değişmemiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi 15 Temmuz 2016 tarihi itibariyle yaşları 14-18 arasında olan yüzlerce askeri lise ve harp okulu öğrencisi, gözaltına alınmış, işkence görmüş ve tutuklanmıştır[149].
  8. Yüzlerce çocuk 12-13 yaşlarında Hizmet Hareketi ile irtibatlı insanlarla temasa geçtiği, Hizmet Hareketi ile irtibatlı okul, dershanelerde eğitim gördüğü gibi gerekçelerle 18 yaşından sonra silahlı terör örgütü üyeliği suçlaması ile gözaltına alınıp tutuklanmıştır. O dönem rapor tarihi itibariyle ülkeyi yöneten bakanlar, mecliste grubu bulunan tüm partilerin üyeleri Hizmet Hareketi ile bu çocuklarla daha yakın ve irtibat halinde idiler. Hizmet Hareketi’ne o tarihlerde devleti yöneten siyasetçi ve kamu görevlileri tarafından ödüller verilmekteydi. Yani Hizmet Hareketi tamamen hukuka uygun ve meşruydu. Diğer yüzbinlerce insan gibi bu çocuklar da geriye dönük olarak oluşturulan suç varsayımları gerekçe gösterilerek tutuklanmışlardır.
  9. Bu çocuklarla ilgili yıllar öncesinde ankesörlü telefondan arandıkları iddiası ile suçlanmışlardır. Kimin aradığı, ne söylediği, ne konuşulduğu gibi suç unsuru olarak ortaya konulması gereken hiçbir şey savcılar tarafından ileri sürülmemiş, çocukların kendilerinin masum olduklarını ispatlamaları istenmiştir. Yani hem geriye dönük suç üretilmiş, hem de ispat külfeti yer değiştirmiştir[150].
  10. Tutuklu yargılanan çocukların gözaltında ve cezaevinde avukatları ile görüşme hakları kısıtlanmıştır.
  11. Çocuklar cezaevinde tutuklu kaldıkları dönemde ziyaret, mektup, kütüphaneden yararlanma, sosyal etkinliklerden yararlanma gibi haklardan mahrum edilmişlerdir[151].
  12. Çocuk adalet sisteminin gereklerinden olan tutuklamanın son çare olması, tutukluluğa alternatif yöntemlerin uygulanması, aile ve yakınlarla irtibatın sağlanması ve artırılması gibi birçok ilke uygulanmamıştır.

 

SONUÇ

Çocuklar, dünyanın geri kalanında olduğu gibi Türkiye’de de devletin öncelikleri arasındadır.  Çocukların haklarına ulaşmalarının önündeki engellerin kaldırılması, çocuk hakları bilincinin oluşması, çocuğun yüksek yararının öncelenmesi, ayrımcılığın sıfırlanması ve fırsat eşitliğinin sağlanması gibi bir çok alandaki asıl sorumlu devlettir.

Türkiye’de konu KHK’lı Çocuklar ve KHK’lıların Çocukları olunca devlet düzeninde her şey bir anda tersine dönmüştür.  İşbu Raporda ifade edildiği üzere, bu çocuklar, resmi toplantı ve belgelere yansıyan, tek taraflı ilan edilen “nesiller boyu sürecek bir savaş”ın hedefi haline getirilmiştir.  “Cadının çocuğu da cadıdır!” yaklaşımı ile 21. Yüzyılda, orta çağ karanlıklarından çok daha koyu bir karanlık bu çocukların üzerine çökmüştür. Raporun konusu olan çocuklardan bazıları bu baskı, ayrımcılık ve nefrete dayanamayarak intihar yolunu seçmişlerdir. Bazısı intiharı bir kurtuluş olarak görürken, bir başkası zulümlere karşı bir meydan okuma, başkaldırı olarak görmüş olabilir.  Sebebi her ne olursa olsun, gencecik yaşamlar, anlamsız ve hiçbir şekilde tarafı olmadıkları siyaseten uydurulmuş bir ”savaş”ın kurbanı olmuşlardır.

Raporda ortaya konulduğu üzere KHK’lı Çocuklar ve KHK’lıların Çocukları’nın  Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde yer alan neredeyse tüm hakları ihlal edilmiştir. Bu ihlaller hukuki bir yaklaşımla ele alınmıştır. Bununla birlikte yaşanan hak ihlallerinin çocukların beden ve ruhlarının kaldırabileceğinin çok çok üzerinde olduğu ortadadır. Bu yüzden konunun sosyoloji, psikoloji ve pedagoji bilimlerinin verileri ile ele alınması elzemdir.

Türkiye’de her ne kadar OHAL resmi olarak bitmiş olsa da fiilen devam etmektedir. KHK’lılar devlet eliyle yaratılan bir dezavantajlı gruptur. Onlara yönelik ayrımcılık ve hak ihlallerine hala devam etmektedir. KHK’lı bir ailede dünyaya gözlerini açan her çocuk, dezavantajlı bir şekilde hayata başlamaktadır. Sağlık, eğitim gibi temel konularda dahi yoğun ayrımcı uygulamalara muhatap olacağı bir hayat yolculuğu kendisini beklemektedir. Bu anlamsız kötülük sona erdirilmelidir. Ulusal ve uluslararası mekanizmalar konuyu takip etmeli, takibe zorlanmalıdır.

 

 

[1] Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklama Çalışma Grubu’nun 18 Eylül 2020 tarihli 51/2020 sayılı (Pa. 102)  ve 25 Eylül 2020 tarihli 47/2020 sayılı (Pa. 101)  kararlarında, Türkiye’de Hizmet Hareketine yönelik sistematik kitlesel gözaltı ve tutuklama uygulamalarının insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini açıkça vurgulamıştır.

[2] Türkiye, Dördüncü ve Beşinci Rapor, 15 Şubat 2021, CRC/C/TUR/4-5: https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/media/uploads/2021/09/28/G2103335.pdf

[3] https://www.unicef.org/turkiye/raporlar/unicef-t%C3%BCrkiye-yillik-raporu-2018

[4] https://www.unicef.org/turkiye/raporlar/unicef-t%C3%BCrkiye-y%C4%B1ll%C4%B1k-raporu-2019

[5] Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından açıklamalara göre 14 Haziran 2022 tarihi itibariyle tamamlanan dosyalarda, Hizmet Hareketi ile irtibatlı oldukları gerekçesiyle soruşturmalara muhatap olan kişi sayısı 559 bin 322’dir.  https://www.trthaber.com/haber/gundem/bakan-bozdag-6nci-yargi-paketiyle-stokculara-hapis-cezalari-artacak-687718.html

[6] Avrupa Komisyonu 2018 Türkiye Raporu, s.8.

[7] https://tr.solidaritywithothers.com/closed-institutions

[8] İnsan Hakları Ortak Platformu, OHAL Uygulamaları: Güncellenmiş Durum Raporu – 2018  s. 45. ihop_OHAL_raporu_17042018.pdf (raporlar.org) ,

[9] https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2020/02/13/yeneroglundan-silahli-teror-orgutu-uyeligi-raporu

[10] https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/121220151, https://www.milliyet.com.tr/gundem/ipek-271-isid-li-cezaevinde-2135220 . Bu sayıya yıllardır cezaevinde tutulan insanlar da dahildir.

[11] https://www.icisleri.gov.tr/kurumlar/icisleri.gov.tr/IcSite/strateji/%C5%9EEREF/Stratejik-Yonetim/Butce-Sunumu.pdf . Burada İçişleri Bakanlığının verilerindeki en yüksek sayılar alınmıştır. Bakanlığın paylaştığı tahmini rakamlar şu şekildedir. 2016: 2.475 – 2.780, 2017: 1.835-1.995, 2018: 1.100 – 1.200

[12] AİHM Bazı Emsal Kararları: https://www.solidaritywithothers.com/ecthr-judgments ,   https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-207680%22]}https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-214483%22]}, https://hudoc.echr.coe.int/fre?i=001-194102#{%22itemid%22:[%22001-194102%22]},

[13] BM İnsan Hakları Komitesi Kararı: UN documents | OTHERS (solidaritywithothers.com)

[14] BM İşkenceyi Önleme Komitesi Kararları: UN documents | OTHERS (solidaritywithothers.com)

[15] BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu Örnek Kararları :  https://www.solidaritywithothers.com/un-documents

[16] Mağdurlar İçin Adalet Platformu, 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, https://www.academia.edu/44609212/3_Y%C4%B1l%C4%B1nda_OHALin_Toplumsal_Maliyetleri_Roporu_Updated_

[17] Yaşam Hakları Derneği, Kanun Hükmünde İhlaller:  KHK Mağdurlarına Yönelik Hak İhlalleri ve Ayrımcılık Araştırması Raporu, KHK_Raporu_-_Çalışma_Hakkı_İhlalleri.pdf (bianet.org)

[18] https://tr.wikipedia.org/wiki/N%C3%BCfuslar%C4%B1na_g%C3%B6re_%C3%BClkeler_listesi

[19] https://tr.solidaritywithothers.com/closed-institutions

[20] https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27deki_asker%C3%AE_e%C4%9Fitim_kurumlar%C4%B1_listesi

[21] https://www.gazeteduvar.com.tr/engelli-yakinina-khk-gerekcesiyle-yardim-verilmedi-haber-1507972

[22] https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/02/20/akrabasi-khkli-diye-universiteye-alinmayan-ogrenci-davayi-kazandi

[23] https://boldapp.de/2021/11/12/babasi-khkli-olan-otizmli-ruveydanin-engelli-ayligi-mucadelesi/

[24] https://boldmedya.com/2021/07/25/babasi-khk-ile-kapatilan-kurumda-calisti-diye-egitim-hakki-engellenen-nurefsan-vefat-etti/

[25] http://m.haberdar.com/genel/ysk-da-ilk-100-e-giren-ogrenciyi-vakif-universitesi-babasi-khk-li-diye-burslu-kaydetmedi-h211132.html

[26] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, s. 164.

[27] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[28] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.59, 76, 283.

[29] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[30] https://kronos35.news/tr/pakistanli-yetkililer-sucunuz-yok-biliyoruz-ama-erdogan-cok-baski-yapiyor-dedi/

[31] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[32] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[33] https://kronos35.news/tr/birsen-atayun-anadolu-beyin-gelmeyecegine-inansam-ben-de-yasamak-istemem-tabi-ki-gelecek/

[34] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[35] https://kronos35.news/tr/bursada-baskan-skandali-egede-olen-bebeklere-cenaze-arabasi-vermedi/

[36] Bu gözaltı ve tutuklamaların keyfi olduğuna dair Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklama Çalışma Grubu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yukarıda örnekleri de verilen pek çok emsal kararı bulunmaktadır.

[37] https://www.ohchr.org/sites/default/files/Documents/Countries/TR/2018-03-19_Second_OHCHR_Turkey_Report_Turkish.docx

[38] https://tr.solidaritywithothers.com/_files/ugd/b886b2_f17fdcf178da4ebe908d57d6cec6bea3.pdf

[39] https://www.tr724.com/pasaportu-verilmeyen-zekiye-atac-ne-olur-bu-cocugu-olume-mahkum-etmeyin/#:~:text=Babas%C4%B1%20cezaevinde%20olan%20ve%20kanser,verilmedi%C4%9Fi%20i%C3%A7in%20yurt%20d%C4%B1%C5%9F%C4%B1na%20%C3%A7%C4%B1kam%C4%B1yor.

[40] https://boldmedya.com/2022/01/11/hak-ihlali-khkli-ali-osman-kayan-iki-yildir-cocuklarini-goremiyor/

[41] https://boldmedya.com/2019/01/02/surgun-tutuklularin-aileleri-gorus-yolu-olum-yolu/

[42] https://gazetedavul.com/gundem/6-yasindaki-selman-hayatini-kaybetti-4784.html , https://www.tr724.com/kubra-cennet-kusu-oldu/

[43] https://boldmedya.com/2021/12/01/babasi-tutuklu-olan-kalp-hastasi-otizmli-omer-faruk-hayatini-kaybetti/

[44] http://magduriyetler2.blogspot.com/2019/05/bir-evlat-daha-baba-hasretiyle-vefat.html

[45] https://kronos35.news/tr/ozlem-zengin-ciplak-arama-yok-talimatla-hamile-kaliyorlar-fadimecim/ , https://www.internethaber.com/chpli-ozgur-ozel-de-kadinlar-orgut-talimatiyla-hamile-kaliyor-demis-2165457h.htm

[46] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 99, 132.

[47] KHK, koruyucu ailenin hayatını değiştirdi: İhraç edilince, evlat edindikleri çocuk ellerinden alındı | Euronews

[48] https://www.pa.edu.tr/Upload/editor/files/Yeni%20Nesil%20Ter%C3%B6r_FETO_014_07_2019(1).pdf

[49] https://www.youtube.com/watch?v=hHBUk5ssv28&feature=youtu.be

[50] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 164.

[51] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 45.

[52] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 58, 76, 78, 79, 84, 87, 92, 164, 187, 201, 204, 231, 243, 282, 288 vb…. .

[53] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 47, 74, vb… .

[54] https://ahvalnews.com/tr/khk/khkler-yuzunden-intihar-eden-10-12-yasinda-cocuklar , 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 162, 165, 167, 173, 175, 178, 234 vb…. .

[55] https://boldmedya.com/2022/01/14/psikolojisi-bozulan-tutuklu-khkli-ogretmenin-16-yasindaki-oglu-intihar-etti/

[56] https://bitenhayatlar.com/busra-nur-meseci/

[57] https://twitter.com/KHKLI_Platformu/status/1525756823810318336?s=20&t=7UOIhVZpcy2mJaY9I4zTJg

[58] https://boldmedya.com/2019/02/07/ohalin-12-yasindaki-kurbani-furkanin-olum-yildonumu/

[59] http://www.samanyoluhaber.com/surgun-tutuklularin-aileleri-yollarda-neler-cekiyor-haberi/1317197/ , https://www.tr724.com/babasini-son-kez-gormek-nasip-olmadi-minik-betul-cezaevi-onundeki-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti/

[60] http://www.samanyoluhaber.com/surgun-tutuklularin-aileleri-yollarda-neler-cekiyor-haberi/1317197/

[61] http://www.samanyoluhaber.com/surgun-tutuklularin-aileleri-yollarda-neler-cekiyor-haberi/1317197/

[62] https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/geriye-bu-kare-kaldi-2256200/

[63] https://kronos35.news/tr/7-kisinin-hayatini-kaybettigi-ege-denizi-faciasinin-yildonumu-karanlik-gecenin-hic-sabahi-olmadi/

[64] https://kronos35.news/tr/7-kisinin-hayatini-kaybettigi-ege-denizi-faciasinin-yildonumu-karanlik-gecenin-hic-sabahi-olmadi/

[65] https://kronos35.news/tr/7-kisinin-hayatini-kaybettigi-ege-denizi-faciasinin-yildonumu-karanlik-gecenin-hic-sabahi-olmadi/

[66] http://www.samanyoluhaber.com/maden-ailesinin-huzunlu-hikayesi-haberi/1293247/

[67] https://boldmedya.com/2019/02/13/abdurrezzak-ve-dogan-ailelerinin-yokedilisinin-yildonumu/

[68] https://boldmedya.com/2019/02/13/abdurrezzak-ve-dogan-ailelerinin-yokedilisinin-yildonumu/

[69] https://tr.euronews.com/2018/07/21/meric-nehrinde-turk-gocmenleri-tasiyan-bot-alabora-oldu

[70] https://tr.euronews.com/2018/07/31/ege-de-esi-ve-bebegi-bogulan-aksoy-cezaevinde

[71] https://twitter.com/HasanCucuk/status/1367734258501042178?s=20

[72] https://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/anne-engelli-oglunu-oldurup-intihar-etti-2224153/

[73] https://boldmedya.com/2019/09/12/irfan-buna-dokunma-doktor-ikisi-de-olmus-dedi-sok-oldum/

[74] https://www.tr724.com/ohalde-cezaevinde-cinayet-gibi-ihmal-hamile-kadin-karnindaki-bebegi-hayatini-kaybetti/

[75] https://bitenhayatlar.com/isimsiz-melek-hanife-ciftcinin-bebegi/

[76] https://bitenhayatlar.com/isimsiz-melek-anne-busra-atalayin-bebegi/

[77] https://www.milliyet.com.tr/gundem/bylock-suphesi-hayatini-karartti-2697755

[78] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[79] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[80] https://kronos35.news/tr/pakistanli-yetkililer-sucunuz-yok-biliyoruz-ama-erdogan-cok-baski-yapiyor-dedi/

[81] https://kronos35.news/tr/birsen-atayun-anadolu-beyin-gelmeyecegine-inansam-ben-de-yasamak-istemem-tabi-ki-gelecek/

[82]  3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s. 164, 165, 283.

[83] https://www.lodoshaber.com/gundem/my-dad-is-my-hero-yazili-tisort-giyen-kucuk-cocuk-annesiyle-birlikte-gozaltina-alindi-294940

[84] https://kronos35.news/tr/yeneroglu-vicdani-olanlara-soruyorum-14-yasindaki-bu-cocuk-nasil-teror-orgutu-uyesi-olur/

[85] Yaşam Hakları Derneği: Kanun Hükmünde İhaller KHK Mağdurlarına Yönelik Çalışma Hakkı İhlalleri ve Ayrımcılık Araştırması, s.11. https://bianet.org/system/uploads/1/files/attachments/000/003/249/original/KHK_Raporu_-_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fma_Hakk%C4%B1_%C4%B0hlalleri.pdf?1606816532

[86] https://m.bianet.org/bianet/cocuk/180997-gundem-cocuk-dernegi-kapatildi

[87] https://kronos35.news/tr/yeneroglu-vicdani-olanlara-soruyorum-14-yasindaki-bu-cocuk-nasil-teror-orgutu-uyesi-olur/

[88] https://kronos35.news/tr/2000-dogumlu-ogrenciler-14-17-yaslarindayken-ankesorluden-arandiklari-gerekcesiyle-tutuklandi/ ,               https://boldmedya.com/2021/09/09/15-yasindan-kucuk-askeri-ogrencilere-gozalti-tck-ve-anayasaya-aykiri/

[89] 3 Yılında OHAL’in Toplumsal Maaliyetleri Raporu s. 91, 124, 483, 501, 509, 520, 527 vd.

[90] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 47.

[91] https://twitter.com/BOLDmedya/status/1014647386600337410?s=20&t=RV-qePUltbKkL-KdMYFzeg

[92] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 91, 120, 124, 125, 126, 129, 130, 131, 135, 136, 137, 138, 140, 141, 483, 501, 509, 520, 527 vd.

[93] https://www.boldmedya.com/2022/03/23/esi-5-yildir-hapisteydi-salca-satarak-iki-kizina-bakan-khkli-menekse-turen-gozaltina-alindi/

[94] http://sevincozarslan.blogspot.com/2020/02/tutuklu-anne-kzm-intihara-tesebbus-etti.html

[95] https://www.boldmedya.com/2022/04/30/khkli-ogretmen-munire-akyol-tutuklandi-uc-cocugum-uc-gundur-uyuyamiyor/

[96] https://www.boldmedya.com/2019/06/05/cezaevi-yollarindaki-bir-anneannenin-bayrami/

[97] https://www.boldmedya.com/2019/06/05/cezaevi-yollarindaki-bir-anneannenin-bayrami/

[98] https://www.boldmedya.com/2022/03/02/cezaevinde-panik-atak-olan-3-cocuk-annesi-ayse-meles-ne-zor-surecmis-yaka-yaka-kora-dondurdu/

[99] https://www.boldmedya.com/2021/12/07/ofke-nobetleri-geciren-otizmli-tarikin-annesi-babasinin-tutuklanmasi-oglumu-mahvetti/

[100] http://sevincozarslan.blogspot.com/2020/02/17-subat-2020-17-aydr-hapiste-olan-elif.html

[101] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 48.

[102] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 57.

[103]https://www.trthaber.com/haber/turkiye/bakan-betul-sayan-kayadan-feto-genelgesi-267695.html

[104] https://tr.euronews.com/2019/04/19/khk-koruyucu-ailenin-hayatini-degistirdi-ihrac-edilince-evlat-edindikleri-cocuk-ellerinden

[105] https://www.milliyet.com.tr/gundem/feto-cu-ailelerden-9-cocuk-geri-alindi-2386248,

[106] Yüzde 70 engelli Burcu’ya babası KHK’lı olduğu için bakım maaşı verilmedi – Tr724

[107] https://www.boldmedya.com/2021/12/21/agir-zihinsel-engelli-ve-otizmli-yakup-alinin-babasini-tutukladilar/

[108] http://sevincozarslan.blogspot.com/2020/02/down-sendromlu-nalan-evden-kacp.html

[109] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. xxxvi

[110] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 163.

[111] KHK’lı ismin yeşil kartı da iptal edildi | Güncel (haber3.com)

[112] https://boldmedya.com/2021/07/25/babasi-khk-ile-kapatilan-kurumda-calisti-diye-egitim-hakki-engellenen-nurefsan-vefat-etti/

[113] Türkiye’de KHK’lılar: Bize vebalı muamelesi yapıyorlar – DW – 20.09.2019

[114] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu s. 162.

[115] https://boldmedya.com/2019/09/12/irfan-buna-dokunma-doktor-ikisi-de-olmus-dedi-sok-oldum/ ,

[116] http://sevincozarslan.blogspot.com/2019/06/bebegini-kaybeden-tutuklu-anne-benim.html

[117] https://www.tr724.com/ohalde-cezaevinde-cinayet-gibi-ihmal-hamile-kadin-karnindaki-bebegi-hayatini-kaybetti/

[118] https://bitenhayatlar.com/isimsiz-melek-hanife-ciftcinin-bebegi/

[119] https://bitenhayatlar.com/isimsiz-melek-anne-busra-atalayin-bebegi/

[120] https://www.milliyet.com.tr/gundem/bylock-suphesi-hayatini-karartti-2697755

[121] http://sevincozarslan.blogspot.com/2019/06/musambann-uzerinde-yaptg-dogumu-anlatt.html

[122] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maaliyetleri Raporu, s. 1169. KHK’lı ismin yeşil kartı da iptal edildi | Güncel (haber3.com)

[123] https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/22/khkliye-bin-liralik-yardim-da-yok , 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, s.46.

[124] https://kronos35.news/tr/deprem-yardimini-khkliya-sakincali-diye-vermeyen-vakifbank-pandemi-yardimi-da-bloke-etti/

[125] https://boldapp.de/2021/11/12/babasi-khkli-olan-otizmli-ruveydanin-engelli-ayligi-mucadelesi/

[126] KHK’lı ismin yeşil kartı da iptal edildi | Güncel (haber3.com)

[127] https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/04/22/khkliye-bin-liralik-yardim-da-yok, https://kronos35.news/tr/deprem-yardimini-khkliya-sakincali-diye-vermeyen-vakifbank-pandemi-yardimi-da-bloke-etti/

[128] http://m.haberdar.com/genel/ysk-da-ilk-100-e-giren-ogrenciyi-vakif-universitesi-babasi-khk-li-diye-burslu-kaydetmedi-h211132.html

[129] https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/02/20/akrabasi-khkli-diye-universiteye-alinmayan-ogrenci-davayi-kazandi

[130] https://boldmedya.com/2021/07/25/babasi-khk-ile-kapatilan-kurumda-calisti-diye-egitim-hakki-engellenen-nurefsan-vefat-etti/

[131] http://m.haberdar.com/genel/ysk-da-ilk-100-e-giren-ogrenciyi-vakif-universitesi-babasi-khk-li-diye-burslu-kaydetmedi-h211132.html

[132] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, 164.

[133] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[134] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.59, 76, 283.

[135] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[136] https://kronos35.news/tr/pakistanli-yetkililer-sucunuz-yok-biliyoruz-ama-erdogan-cok-baski-yapiyor-dedi/

[137] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[138] 3. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu, Haziran 2020, s.283.

[139] https://kronos35.news/tr/birsen-atayun-anadolu-beyin-gelmeyecegine-inansam-ben-de-yasamak-istemem-tabi-ki-gelecek/

[140] Konu ile ilgili “Mavi Otobüs” Belgeselinde ilk ağızdan bilgilendirme yapılmıştır:  https://youtu.be/7KXe48msKiw

[141] https://kronos35.news/tr/pakistanli-yetkililer-sucunuz-yok-biliyoruz-ama-erdogan-cok-baski-yapiyor-dedi/ , https://tr.solidaritywithothers.com/_files/ugd/b886b2_7e541d3e9ddd4ab18cf6fef13b52f5bc.pdf

[142] https://www.boldmedya.com/2022/03/08/resit-olmadan-gozaltina-alindi-evraklarla-oynayip-zorla-9-gun-tuttular/

[143] http://sevincozarslan.blogspot.com/2019/12/almanya-17-yasndaki-genci-acil.html

[144] https://tr.solidaritywithothers.com/illegal-deportations-extraditions

[145] https://www.odatv4.com/guncel/62-kuleli-askeri-lisesi-ogrencisine-tutuklama-2007161200-97710

[146] https://tr.solidaritywithothers.com/_files/ugd/b886b2_f17fdcf178da4ebe908d57d6cec6bea3.pdf

[147] http://sevincozarslan.blogspot.com/2019/07/hakimden-uc-cocuk-annesine-cocuklarn.html

[148] http://sevincozarslan.blogspot.com/2019/07/7-temmuz-2019-bir-yldr-annesinden-ayr.html

[149] https://www.odatv4.com/guncel/62-kuleli-askeri-lisesi-ogrencisine-tutuklama-2007161200-97710

[150] https://kronos35.news/tr/yeneroglu-vicdani-olanlara-soruyorum-14-yasindaki-bu-cocuk-nasil-teror-orgutu-uyesi-olur/

[151] https://tr.solidaritywithothers.com/_files/ugd/b886b2_d1428ddeaa3b4832b95dfae421cdce9b.pdf, https://tr.solidaritywithothers.com/_files/ugd/b886b2_f17fdcf178da4ebe908d57d6cec6bea3.pdf

İlgili Gönderiler

Bahtına Bir Bela Tünelinde Ağır İmtihan Düştü

Bahtına Bir Bela Tünelinde Ağır İmtihan Düştü

Tarihe kara bir leke olarak geçecek, görenlerin aklından çıkmayacak, çok değil 7 sene önce anlatılsa kimsenin inanmayacağı bir fotoğrafın hikayesi: “Mahkumlar…
AVRUPA KOMİSYONU RAPORLARINDA TÜRK YARGISININ DURUMU (2016-2021)

AVRUPA KOMİSYONU RAPORLARINDA TÜRK YARGISININ DURUMU (2016-2021)

AB RAPORLARINDA TÜRK YARGISININ DURUMU- MUSTAFA DOĞAN